İki mayıs doksan sekiz;
Ufuk dünyayageldi.
Ufuk’un doğumuyla:
Baba evi şenlendi.
Üçüncü torunumuz:
Gerçek mürşidin sohbeti,
Yakar kalbteki ateşi.
Hem artırır muhabbeti.
Tut bir mürşidin elinden..
Onlar güneş misalidir.
İzin alarak beyinden:
Kovanından çıktı arı.
Bal toplamak niyyetiyle;
Kokmasın diye eşya:
Tuz ile tuzlanırdı.
Öyle bir ana geldik:
Yalan dünya, yalan dünya,
Birçok gülü solduransın.
Vakit geldiği zamanda:
Gence, yaşlıya bakmazsın.
Mevla koymuş kanununu,
Yalan dünya, yalan dünya,
Baki değil, fani dünya!
Hiç kimseye yar olmadın:
Şimdiye dek yalan dünya.
Malın yalan, mülkün yalan.
On nisan ikibin yedi,
EMREnindir yaş günü.
Sanki daha dün idi;
Anam, anam güzel anam,
Gün görmüş, geçirmiş anam.
Şimdi köydeki evinde:
Yalnız kalan benim anam.
Herkes imrenirdi sana.
Elli dokuz senesinde:
Gurbetin yoluna düştüm.
Bunca zaman geldi, geçti;
Mevlanın aşkıyla ağla.
Günahlara tevbe eyle.
Sakın uymayasın nafse.
Nuru,feyzi indir kalbe.
Dağlar ağlar, taşlar ağlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!