Ağlayacaksan yanlız ağlama.
Yanına bir ortak bul paylaşacak gözyaşlarını.
Hani koyu puslu, bordo kırmzı renkli gül vardı ya,
Gözyaşlarınla ıslanmış ve dikenleri koparılmış.
Kurudu o.
Leylekler geldi yuvalanmaya,
Bahar çiçekleri açmadan daha,
bacalardaki duman kesilmeden,
göç geldi yuvalanmaya..
Günler çabuk geçmiyor,
Hüzün arkalarda bense önde,
Sevgin içimde,
Sıcaklığın dudağımda kaldı.
Hayatın kırbaçları şakladığı zaman.
Kendime geliyorum.
Ne güzelmiş unuttuğumuz duygular,
Kapını çaldım yine,
her günkü gibi,
defalarca tıkladım..
açılmadı bu keresinde..
her sabahki gibi göremedim seni.
gitmedin biliyorum ama,
İstanbul'u hiç bu kadar değişik görmemiştim,
Ayrılık ve hüzün dolu.
Gece olduğu zaman nedense,
Bir tül gibi iniyor üstüne duygular.
İstanbul'u hiç bu kadar değişik görmemiştim,
Ayrılıkların acısı ve rengi bürünüyor,
Yer değiştiren kum tepelerinden,
gelen sesi dinliyorum,
hurma ağaçlarının arasından,
geniş yapraklarından çıkan,
rüzgarı dinliyorum.
Feryatlarını, isyanlarını söylüyor,
Son oluyor her satır hiçsem,
yazılmaz tek bir harf.
Yazdıklarımda iz kalır, bir çizik..
Keskin bir yara kalır,
avuçlarında koruduğun
Sayfada bir yürek lekesi.
Bir kere günaydın de bana,
Sabahın akşam kokusunda,
uyanmamış olayım hayata.
Sadece bir günaydın fısılda kulağıma.
Geceden, gündüze geçsin kalbim
ve seninle yepyeni bir güne uyanayım.
Kimi gün neden derim, neden beklemek?
Acı çekerek umulmadık şeyleri.
Kalbine güvenirsin, gün gelir,
gün gelir mantığına.
Belki heketmediğin hatta hiç,
hiç haketmediklerini.
Evet acıdır,
hemde çok acıdır, tattıysan eğer.
Kalbin yoksa artık, evet tatmışsındır...
Ayrılık ve özlemi biliyorsan,
onunla nefes alıyorsan,
evet acıyı tatmışsındır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!