Ali Osman Yılmaz Şiirleri - Şair Ali Osm ...

Ali Osman Yılmaz

Evet beyim,
Cebine merdivenle ineyim,
Şapkanın üstünde,
Motorsikletle döneyim.

Baylar bayanlar,

Devamını Oku
Ali Osman Yılmaz

Ey gece,
Ben mi sana benziyorum,
Sen mi bana benziyorsun,
Kapkara bir halde,
Karanlıklar prensi gibisin,
Ne bir yıldız görünür,

Devamını Oku
Ali Osman Yılmaz

Bir sabah,
Daha horozlar ötmeden,
Bir türkü sesi,
Uyandırdı beni,
Kalktım gittim pencereye,
Gün ışığı bahçeyi,

Devamını Oku
Ali Osman Yılmaz

Ya oldur artık,
Ya da öldür beni,
Ya' yarim' bana gönder,
Pervaneye döndür beni.
Dilersen Mevlanaya mürit et,
Dönemezsem aşk ile eğer,

Devamını Oku
Ali Osman Yılmaz

Resmin hala duvarda,
Beline sarılıp,
Dudaklarını öptüğüm zaman,
Attığın kahkahalar,
Hala çınlıyor odamda.
Her gece resmine bakıp,

Devamını Oku
Ali Osman Yılmaz

Ölmek mi zor; yaşamak mı?
İnsan silueti halinde ama
Yoksa yok olmak mı?
Doğanın derinliğinde
Ama alabildiğince özgür.

Devamını Oku
Ali Osman Yılmaz

Düşlerime,
Öyle uzaksın ki,
Bu gece düşlerimde,
Aradım seni,
Bulamadım yine.
Her yana baktım,

Devamını Oku
Ali Osman Yılmaz

OKKALI,ÇİFT ŞEREFELİ,ŞEKERLİ,SOĞUK TÜRK KAHVESİ
2.dünya savaşı sona ermiş,Avrupa yeniden şekillenmektedir.Bir tarafta ABD ve müttefikleri,diğer yanda Sovyetler Avrupayı parsellemektedirler.Osmanlı imparatorluğunun çökmesinden sonra,Atatürk tarafından temelleri atılan Türkiye cumhuriyeti,dünya savaşının sıkıntılarını üzerinden atmaya çalışmaktadır.Bu dönemde çok partili demokrasiye geçen Türkiye’nin,terk ettiği topraklardaki Türk soydaşları,yabancı ülkelerin dinsel,ekonomik ve siyasal baskılarından kaçmakta,göç ederek Ana yurtlarına gelmeye çalışmaktadırlar.
Üç dört kuşaktır akrabaları ana yurda göçmekte olan Hüseyin ağanında artık ana yurda göç etmek vakti gelmiş,Komünist blok’a dahil olan Bulgaristan’dan Ana yurda doğru hareket etmiştir.Köyünde tüm kardeşleri ve akrabaları komünist sistemin izin verdiği birkaç yorgan ve giysisini bohçaladığı gibi pasaportlarını alıp 1950 yılının güz aylarında yola koyulmuşlardır.
Yıllar öncesinden anayurda göç eden akrabalarını bulacaklar,onların yanına yerleşerek yeni bir yaşama başlamayı düşlemektedir.Hüseyin Ağanın 30 lu yıllarda bir ablası,40 lı yıllarda en büyük ağabeyi ana yurda göçmüştür.Şimdi umutla küçük ağabeyi ile birlikte bir çocuğunu da katırının üstüne koyup sınıra doğru yol almaktadır.Ne var ki onu uğurlayanların,Hüseyin ağanın ana yurda ulaşabileceğine inançları yoktur.Çünkü Hüseyin ağa çok hasta durumdadır.
Yalnız üst baş ve birkaç küçük eşyayla birlikte Edirne’den ana yurda girmiş ve gümrükte küçük ağabeyi de ondan önce geçtiği için hangi soyadını aldığını bilmemekte,ancak gelen haberlerden kulağında kaldığı kadarı ile büyük ağabeyi Cafer’in Yılmaz soyadını isteyecektir.
Gümrükten geçerken kendilerini Konya taraflarında iskan edileceği ve kendilerine toprak verileceği söylenmiş, ancak karısı Şevkiye,hasta kocasıyla yapayalnız bir şekilde o kadar uzaklara gidemeyeceklerini düşündüğü için iskan edilmeyi kabul etmezler ve doğruca İzmit iline doğru yola koyulurlar.Kendilerine verilen yiyeceklerle birlikte iki gün içinde İzmit’e varırlar ve ağabeyleri Cafer ‘in yanına,İzmit’in Yuvacık köyüne doğru yol alırlar.

Devamını Oku
Ali Osman Yılmaz

Yaşarken hep,
Canım acıdı.
Hep bir kavganın,
İnsanı olmak zorundaydım,
Ülkem için kavga,
Yaşamım için kavga,

Devamını Oku
Ali Osman Yılmaz

MANGAL KEYFİ (3)
Siz küçük bir çocuğun neler düşleyebileceğini hiç düşündünüz mü? Hele bir düşünün şöyle.Biz 68 kuşağı gençliğini oluşturan yaş gurubunun çocukluk ve yetişme yıllarındaki yaşadığı koşulları ve o koşullardaki yaşam biçimimizi bir düşünün önce. Öyle kolayına kaçmadan ama.
Küçük bir çocukken ve babaannemin esareti altındayken,neler yaşadım neler.Aslında esaret gibi görünen yaşamımın ne büyük dersler almama sebep olduğunu yıllar sonra anladım.
Bizim çocukluğumuz teknoloji yoksunluğu içerisinde geçti.Yalnızca evlerde
Radyo,pikap bulunur,arasıra da özellikle yaz mevsimlerinde açık alanlardaki yazlık sinemalara giderek eğlenmeye çalışırdık.Hele mevsimsel olarak gelen,hıdrellez, bahar aylarına özgü piknik gezmeleri olurdu ki her bir piknik ayrı bir öykü olurdu.
O zamanlarda biz erkek çocuklar,bizim orada cilli denir,misket oynamaya bayılırdı.Birde döndürek oynardık ki,şimşir döndüreği olanlar takoz döndürekleri kırmak ve gol atmak için elimizden ne gelirse yapardık.Oynadığımız oyunlarda kullandığımız oyuncakları genellikle kendimiz tasarlar ve yapardık.Yani oyuna göre oyuncak tasarlardık.Karamela kağıtları,alt mı,üstmü oyunları? Daha neler neler.

Devamını Oku