Akan iki damla yaş oldu maziyle buluşan,
Hatırladım, son mektubundu avuçlarımda buruşan,
Sensiz geçen senelerdi, yüz hattımda kırışan,
Fark edilen yalnızlık olur, yüreğimde tutuşan,
Bir sevda yükü sanma sırtımda kamburlaşan,
Taşınmaz yüküm sendin, omuzlarımda ağırlaşan,
İçi boş olanın burnu havada
Akbabalar gibi döner semada
Faydası olanlar olmaz hevada
Baş aşağı düşer ekinin sapı.
Niye hor görürsün gariban kulu
Salim tokaça koşma
*
Emre amadeyim, emrimdir ser de
Tecrübe var sende göreyim ser de
Ayıplama beni gençlik var ser de
Ne hizmetim gören var ne de hanım.
Kaderi, görelim örsün hain ağlarını,
Zamanı gelince, ağartsa saçlarımızı,
Gülüp geçtim, görsem erkeğin ağladığını,
Kimselere göstermem, akan göz yaşlarımı.
Oluk, oluk kan olup içime akacağım,
Mecnun Leyla’sı için sıcak çöllere düşer,
Ferhat’ın elinde künk, yüksek dağları deler,
Benim için gözyaşı döker mi kahve gözler,
Diyar, diyar gurbete çıkınca anladım ben.
Seven gurbete gitse, yâri gözünde tüter,
Sen aşkı mutluluktan yoksun nasıl bulursun,
Yaş akmasın gözünden, yarsız heder olursun,
Gözyaşların düşerken gülden beter kurursun,
Kalbimde saklarım ben, gönlümce saklarım ben.
Kuşlar uçar dalından, hasret sanıp çekersin,
Suyu soğuk nigolanın,
Piknik yeri unutmayın,
Bardak, bardak içip kanın
Unutulmaz Keskin’imsin.
Yeri cennet diyor bakın,
Yağan yağmur yolu ikiye yarmış
Önümüzde deniz arkamız yarmış
Gönlüme girecek nasıl bir yarmış
Gelmesin sakın kraliçe dursun.
Bu günü kalsın olsun hele yarın
Beden bürünmüş toprak hak’tandır,
Bu can, sana adanmış kurbandır,
Sana giden adımlar aşktandır,
Bu can, sana adanmış kurbandır.
Ardına düşen canlar halktandır,
Martılar,
Kanat çırpar.
Denizlerin mavi enginliğinde,
Dalgalar kabarır, göğün serinliğinde.
Gözlerime bak, kanat çırparsan derinliğinde,
Aranmaz deniz, aranmaz göğün maviliği de.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!