Ne bombalar eksildi ne de ateşler söndü
Ne feryad-ü figanlar ne de gözyaşı dindi
Birer birer vurulup yerlere düşüyorlar
Gazze’nin çocukları kızıl güllere döndü.
Sevdadan yana bir kor değsin hele tenine,
Dalga, dalga yükselir, alevle yanar sine.
Bülbüller boşa figan etmez gülün dalında,
Aynı dertten muzdarip, sormayın öylesine.
Sen dünyama girdin, güzelin deryasıyım ben,
Sen inci gühersen, takılan gerdanınım ben.
Hasret çekilir, sevgililer bayramı gelsin,
Sen incime benden, kesilir kurbanınım ben.
Dertler dirhem dirhem yüklendi cana
Ne ten canlandı ne gözyaşı dindi
Kurtla kuzu gelmiş şimdi yan yana
Gel zamana zincir vuralım şimdi.
Paraya bürünmüş şimdiki canlar
Bir gonca gülün dalına konduğumu zannederdim,
Bir volkanın eteklerine konmuşum meğerse,
Gülün dikeni tene batar diye kahrederdim,
Aşkı diken ile zerkedermiş gülüm meğerse
Gözlerinde sevda yoksa bakmam ateşine,
Lav püsküren volkan olsa da yine yanamam,
Gönül verirsem, kök salarım yârin gönlüne,
Sevdiğim daldan bir yaprak düşse dayanamam.
Çile yoludur sevda, binbir türlü acısı var,
Göz yaşı dökülse de her kalbin kiracısı var.
Sorma beni güzelim
Çeşmenin ben taşıyım
Sen yorulma boşuna
Suyunu ben taşıyım.
Kötü açmadım, korkunu yen diye,
Kalbimde aşkın, tutkunu sen diye,
Ruhunu versen bedenime diye,
Adamlık bende kalsın, diyemedim,
Tenim aşkınla yansın, diyemedim.
Hüzün dökülsün şarkılar, nağmelerle inleyim,
Kaplasın bütün benliğimi, yalız ben dinleyim,
Çileyi sararım tek, düşünme hiç kiminleyim,
Elden ele dolaşırım, yaş silen mendil gibi.
Ruhumu sarmış aşkın, senden başka ne dileyim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!