Yapabilirsen sevdiklerini sevme,
Yüreğinin götürdüğü yere gitme.
Hadi bakalım rüzgâra de esme,
Bulutlara de, yağmuru yağdırma,
Kafanı kaldır güneşe de batma,
Hayat renklerini soldurma.
Gurbete çıkıp, güney doğuya gittiğimde,
Büyüdüğüm şehrimden ayrıldığımda,
Öğretmen olup, ilk dersime girdiğimde,
Nefsimle mücadeleye söz verdiğimde,
Vatana borcumu ödemeye başladığımda,
Renklerim henüz solmamıştı.
Rüşvet alıp vermek, hediye kabul edildiğinde,
Makamlar eşe dosta liyakatsiz dağıtıldığında,
Başlar ayak, ayaklar baş tacı yapıldığında,
Sahtekârlar kahraman diye tanıtıldığında,
Şarlatanlık, kepazelik sanat kabul edildiğinde,
Renklerim henüz solmamıştı.
‘Amca saatin kaç?’ dedi bir genç.
Gayri ihtiyari etrafıma bakındım.
‘Sana diyorum amca, ne bakınıyorsun?’
Yapma ya… Dedim.
Oradan öylemi gözüküyor?
Ben hiç farkında değildim.
Çözülecek problemlerin çokluğunu,
Çekilecek çilelerden kaçılmayacağını,
Vuslata ermenin burada olmadığını,
Tatmanın doymak anlamına gelmediğini,
Varlığın var edene adanması gerektiğini,
Renklerim solarken anladım.
Haktan görünür, haksızlığı dava edersin,
İnandığını yaşamaz, yaşadığına inanırsın.
Lafa gelince, bende sizdenim dersin.
Pirinç içinde görünmeyen beyaz taşsın.
Özgür ortamlarda demokrat kesilirsin.
Dünya'yı fazla ciddiye aldık.
Olur, olmaz her şeye daldık.
Hiçbir şeyden memnun olmadık.
Karşılaştıklarımızdan şikâyet ettik.
Sorduk lakin cevabı kendimiz verdik.
Şikâyet etmek, beğenmediği ne varsa,
İsyan etmek, işine gelmeyen her şeye,
İtiraz etmek, ne kadar güzellik varsa,
Muhalefet etmek, kendinden olmayana.
Ne kadar şikâyet, isyan etsen haklısın!
Uzun bir ayrılıktan sonra,
Dün akşam sevdayı gördüm.
Yüzünde eskiden kalma tebessüm,
Gözlerinde yorgun akşamların hüznü,
İsteyip de söyleyemediği özrü vardı.
Ne umudum tükenir beklemekten,
Ne yoluna bakmaktan gözüm.
Ne tenim beri kalır dokunmaktan,
Ne sarmaktan seni kollarım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!