Bugün fütursuzca eyvallah diyorum her şeye;
Eyvallah, bütün boş vermişliklere,
Yarım kalan vazgeçilmiş sevdalara,
Kimden kime yapılmışsa tüm vefasızlıklara,
Umudu bir başka bahara erteleyenlere,
Devamı gelmeyen bir cümle kavgalara,
“Ortak yanımız olmadığını fark ettim.
Dünya görüşleri bambaşka insanlarız.
Aynı düşüncemiz yok ki ne konuşacağız!”
Dedin ve arkana bile bakmadan gittin.
Ben bakayım, var mı ortak tarafımız;
Farz et ki ben yokum, belki hiç yaşamadım.
Sokak çeşmesinde seni gören ben değildim.
Çocuksu masumiyetle âşık falan da olmadım.
Hatta ilk sevdama karşılık da görmedim.
El ele tutuşup kırlarda dolaşmadık senle.
Hüzünlü, yorgun bir sonbahar akşamında,
Gerçeğin denizinden hayalin sahiline çıkıyorum.
Pusulasını şaşırmış gemi misali sürükleniyor,
Sabahtan kalma dağınıklığımı toparlıyorum.
Etraf alabildiğine kalabalık, bense yalnızım.
Yapabilirsen sevdiklerini sevme,
Yüreğinin götürdüğü yere gitme.
Hadi bakalım rüzgâra de esme,
Bulutlara de, yağmuru yağdırma,
Kafanı kaldır güneşe de batma,
Hayat renklerini soldurma.
Gittin öyle mi, hem de arkana bakmadan,
Veda bile etmeden, helallik dahi almadan,
Nedenini söylemeden, fikrimi sormadan,
Dinlemeden, özleyeceğimi düşünmeden,
Gittin öyle mi, hoşça kal bile demeden.
Hayat bir karelik fotoğrafta tebessüm,
Hayaller ıssız çöllerde vaha,
Umutlar Kafdağı'n da Anka kuşu,
Gerçekler zorba ülkesinin derebeyi,
Saklambaç oynuyoruz, önüm arkam sobe...
Bugün hastaneye seni ziyarete geldim,
Yoğun bakımda olduğunu söylediler.
Şöyle dünya gözüyle göreyim istedim.
“Neyi oluyorsun…” diye sordular kapıda.
Sustum… O an ne diyeceğimi bilemedim.
Yakının olmadığım için görüştürmediler.
Sevgili dostum,
Nasıl olduğumu soruyorsun.
Bu gece çok ağrım oldu.
Ağrıyla uyanmak…
Ağrıdan uyuyamamak…
Yine de şükürler olsun,
Sevgili dostum,
Nasıl olduğumu soruyorsun.
Bu gece çok ağrım oldu.
Ağrıyla uyanmak…
Ağrıdan uyuyamamak…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!