Sen sahte sözcüklerle kimseyi kandıramazsın,
Para için her şeye kıvıran, koca bir alçaksın.
Haydi işine, kuytu köşeler cilvene mahsus
Kukla gibi elinde kimseyi oynatamazsın.
Zafer dünyayı imgelemişti
Göz altlarımdan yaşamın gizli izleri
Ne yapacağına karar verememiş insanlar doğurmuştu çirkeflikleri
Ruhlar içinden tavaf etmek
Yıllarca medet umduğunu bulunmeşken
Medetten vazgeçmek nasıl bi esirliği temsil eder?
Gözlerinden çıkan o ince kıvılcımlara,
Daha ilk görüşmede ben nasıl yanabildim ?
İki dudağından çıkan bütün sözlerine,
İlk duyuşta ben nasıl bu kadar sevebildim ?
Olmaz, küstüm dediğim kalem ile defteri
Geçtiğiniz kaldırımlardan
Herkesin en az bir kere oturduğu banklardan;
O soluduğunuz, konuştuğunuz havada
Annenize seslendiğiniz sessiz kalabalıklarda,
Yalın adımlarla yürüdüğünüz yollar
Kaçırdığınız bütün otobüsler
Sabaha, bir şeyleri silerek başlıyorum
Bu hayat, bu sınav nereye doğru gidiyor ?
Keder acısı boğazında düğümleniyor
İnsanlar, dostlar ve hayat nereye gidiyor ?
Gönül, artık bir kenara doğru çekiliyor
Nevruz’un gelişi, baharın girişi
Yeni güne, umut tohumu ekelim.
Dünkü ruhumuzla dövelim çekici
Milletin üstünde ki derdi biçelim.
Ey Türk oğlu, kaldır şefkat sancağını
Geceyi, gündüzü, soluduğum her havayı
Size kimsesizliği ben nasıl anlatayım ?
Ben, hiç olan on altı yıllık bir yakarışı
Hangi yılını, neyimi, nasıl anlatayım ?
Ben hangi günlerimde kaç sabır çektiğimi,
Kalbim: acıdan çöle döndü, birazcık kurak
İhtiyatlı olun, mezarım benim son durak
Seni görürken olmuyor, ölümüm bana hak
Hareketine dikkat et, ramak kaldı ramak...
Sıkılınca soğurdum, sevilince doğurdum
Kırılınca vuruldum; ölünce mi soruldum?
Başkent beni sordu, istesem seni bulurdum
Kırılınca vuruldum; ölünce mi soruldum?
Duygu ihaleleri kırılınca satıldı!
Özlem, beni eşi olmaz gönüle bıraktı
Uzağım, yakınım yalnız bir menzilim oldun.
Gönül aşka uyup, kendini sana bıraktı
Güz de bir rüzgar, yazın doğan güneşim oldun.
İki hece ismine gönül dağım sığmıyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!