Tanrı başıma senin gibi bir bela salmış,
Ne acı, ne kederli; yalnız tatlı bir bela.
Dermanım olup, aşkın kılıfını kaldırmış,
Ne hüzün, ne ızdırap; yalnız tatlı bir bela.
Nereden, nasıl estirdin bu güzeli Tanrım ?
Tatil dediler, işte buldum kendimi
Yedi bitirdi, tükettiler bendimi
Oturdumda, sabır dedim ya her defa
Bir mezar kazıp, gömüp attım kendimi.
Oluk oluk dert tası aktı başımdan
Göğ gibi sessiz ve eşsiz o gözlerin
Cilve adeta, apayrı o sözlerin
Şüphesiz ki tartışılmaz o rahmetin
Bir kahve için, yollarını düşlerim...
Hayat denen nazlı gelin artık çökmekte
Süregelmiş sınavım artık bitmekte
İnsanlar da hızlıca, hemen gitmekte
Mânâsı kalmadı hızlıca sönmekte...
Zevk için adamlığınızı kaça satarsınız
Köpek gibi de durmadan etrafa çatarsınız
Mertliğin kefesi kanı bozuğa batar
Koydum bunu da bir kenara, sil tekrar başa sar.
Rahatlığın müdafaası, felsefesi olmaz
Gönlümden Sen Irmağı’nın suları akıyor
Cismini görümce ırmağım çağlıyor canım.
Uzaklardasın, seni görüp duyamıyorum
Günlerin zehir olduğunu sezdin mi canım ?
Tane tane damlalar atıyor bulutlardan
Dayanılmaz bir derttir bu kahpe çile
Gayri sabır yoktur tez zamanda döne
Ayna gibi parlıyor bu köhne leke
Birikti artık canımın şu cefası !
Bir ağzımda millet bir ağzımda cennet
Gene her hatırada acım dağlanıyor
Umuda karşın kalbim artık paslanıyor
Göz yaşlarım içimde bir serpinti artık
Her özlemde hayata, ruhum darlanıyor.
Anlat anlat, bitmeyecek bu yazdıklarım
Bir adım gerek yosunlu basamaklara
Tüy kuşlarından bir tesadüf
Ruhumu kanırtabilecek tohumlar
Çıvgın beneklerin ağızlarında
Solucan defterlerinin kıvrımlarına
Kainat kanunun kıstasını belirleyecek besin
Cansız ve kurak bir toprağa bircan ol diye,
Aşk nehrimin en kıyısına ekledim seni.
Dağlar aşıp nehrime oluk oluk ak diye,
Bir damla gibi, avuç avuç ekledim seni.
Eski yeni, elde ne varsa koy bir köşeye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!