Duyguları kelimelerle ifade etmek ne kadar zor biliyor musun? Her satırda bir hüzün, her kelimenin ucunda bir özlem var. Çocukluğumun masumiyetinden, gençliğimin coşkusundan, hayallerimin rengârenk paletinden geriye kalan her şey sende saklı sanki. Gülüşlerim ve gözyaşlarım, sevinçlerim ve hüzünlerim, hepsi seninle paylaştığım anılarda gizlenmiş. Belki bir gün tekrar yollarımız kesişir, belki de bir daha hiç görüşmeyiz. Ama bilmen isterim ki, sen benim kalbimde daima özel bir yere sahipsin. Çocukluğumun, gençliğimin, hayallerimin, gülüşlerim ve gözyaşlarımın bir parçası olarak sonsuza dek benimle yaşayacaksın. Kalbimin sana ait köşesinden tüm özlemlerimle...
(Ahsar Zerefşan/ Denemeler – Temmuz 2024)
Ey zaman,
Ey asır,
Ey susarak her şeyi kaydeden tarih,
Ey amansız sürgün saati,
Ey duvarları kulak, zemini gözyaşı olan zindan,
Ey gelgiti bilmeyen derya,
Kavisli, kadim, bir anahtarın ilk dişi.
Eşiğin ta kendisi.
Rüyaların karnında bükülen bir hilal.
Suskunluğun sultanı.
Gece göğündeki tek yıldız.
Bir iğne deliği.
Bugün çok gülesim var
Aşka bürünesim var
Düşlere dalıp da, hayallere yenilesim var
Gözlerine bakıp da, seninle süzülesim var
Her adımda yolları, sana kurasım var
Bir dalga gibi kıyına vurup durasım var
Ey yitik yarısı !
Ey kayıp cennetim!
Bu dünyanın karanlığı senin yokluğundan.
Ey tamamlanmamış cümlem !
Bütün olumsuzlukları sana yoruyorum.
ÇAĞRI ORTADA, SAĞIRLIK TERCİHTE
Sen sağır mısın?
Yoksa sağır olmayı mı seçtin?
Vahiy, bir gök gürültüsüdür aslında.
Ama bazı kalpler,
Yıldırım düşse de uyanmayacak kadar ölüdür.
Ve bir gün benim deli olduğumu anladılar. Gözlerimdeki ateşi fark ettiler, düşlerimin sonsuz maviliğinde kaybolduklarını gördüler. Sözlerimdeki coşkuyu anlamaya başladılar, delice sevdaların dansını izlediler. Ne zaman mı anladılar? Belki bir yıldız kayarken, belki bir gülüşte, belki de bir rüzgarın melodisinde. Delilik dedikleri belki de sıradanlıktan kaçışın ta kendisiydi. Ama ben yine de deli olduğumu bilmiyorum, çünkü düşlerimdeki gerçeklik bambaşka bir dünyada saklı.
(Ahsar Zerefşan/ Denemeler - Haziran 2024)
Denizin suyuyum ben…
Çağların üzerinden süzülüp gelmiş, zamana dokunmuş bir damlayım.
Tufanlarda yükselip dağları aşan, Musa’nın asasıyla yarılıp bir millete umut olmuşum.
Yunus’un karnında bekleyen sabrım, Nuh’un gemisine sığınan rahmetim var benim.
Nice peygamberin duası geçti içimden, kimisi gözyaşı döktü, kimisi ellerini semaya açtı; ben hep şahit oldum.
Ben, tarihin gözyaşıyım aslında; arınmak isteyen her kalbin dokunduğu bir aynayım.
Düşmüştü…
Hayata dair tüm hayallerden düşmüştü.
Dostlarının aklından,
Aynaların dünyasından,
Aşklarının heyecanından düşmüştü.
Kapının Nidası;
“Ben ki, eşik idim; dâhil ile hâricin arasında bir hicap.
Geleni ‘Merhaba’ ile, gideni ‘Selametle’ ağırlardım.
Şimdi yüzümde nâmahrem bakışların gölgesi,
Lâl kaldım, sükûtumda bir ümmetin matem sesi.
Ben ki, emin bir mahaldi, nasıl berhava oldum?”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!