Ahmet Tevfik Ozan Şiirleri - Şair Ahmet ...

Ahmet Tevfik Ozan

Bir halıya sardılar, Gülseren Ablamız’ı..
Ve yorgun adımlarla, bir ömrü arşınlayıp
Bir mezarla çaldılar, O Rahmet kapımızı! ...
Bir şey var, anlatılmaz.. ve her şey, dünden kayıp! ...

Devamını Oku
Ahmet Tevfik Ozan

Delisin! ... seni ansam, dalsa gözüm
Biraz hasret, biraz hüzün
Cevap hazır
Delisin! ...

Günah çiçeğim..

Devamını Oku
Ahmet Tevfik Ozan

Ey, bir sınırsız yolda; kendini bulmuş Adem!
Düşünceni parçala, ‘‘şüphe’’ yle aklını kur!
Birinde olmadığın, birinde yaşadığın
Birinde varlığının tükendiği zamanca
Düşünce denizinin rüzgarlarını savur!

Devamını Oku
Ahmet Tevfik Ozan

Elimde kelepçe, gözlerim donmuş
Döndüm, bulutların arasında Sen! ...
Erciyes, Erciyes; ... ruhuma konmuş
Bir beyaz güvercin, bir buzlu desen...

Ne oldu, diyorum; o soğuk demir

Devamını Oku
Ahmet Tevfik Ozan

Çocukluğumuz, Harput'ta geçti… Karların kalkmasıyla, Buzluk Yaylası’na at, katır sırtında başlayan yolculuğumuz, bizi çocuk gönlümüzün en uzak diyarına taşırdı... Bir gün, uzaktaki bir akrabaya ziyarete giderken, tren raylarını ve treni ilk kez gördüm… Ufukta kaybolan tren raylarına bakarak 'bunlar, kimleri nerelere götürüyor? ., halbuki herkes bizim gibi evinde, barkında oturmuyor mu? ..'diye kendi kendime sormuştum. Çocuk gönlümde, cevabını (bu trenler, ninemin '... oğul! ..uzaklaşma, yoksa seni yel aparır” sözlerinde geçen, rüzgârların insanları kaçırdığı tuhaf ve uzak diyarlara gidiyor...) şeklinde bulmuştum.
Nice yıllar sonra ben, yetmişli yıllarda; genç bir tıbbiye talebesi olarak, yine bu raylar üzerinde Ankara'ya gittim. Ninemin 'aman oğlum dikkat yel aparır.'..' dediği diyarlara...
Birkaç yıl böyle geçti. Bir renkli fotoğrafa tek renk şeffaf bir jelatin kağıdı geçirirsiniz; renkler kaybolur, kişiler ve eşyalar, evler, bahçelerin üzerine bir gölge düşer; bir tuhaf olur, işte öyle... Anarşi, üniversite ilk yıllarının allı-pullu Ankara'sını böyle tek renkli cehenneme çevirdi.
Arkasından öğrenci olayları, öğrenci dernekleri ve basın davaları geldi. Kendimizi Ankara Kapalı Cezaevi 1. Kısım 2. koğuşunda, elliye yakın öğrenci arkadaşla birlikle soğuk taş duvarların arasında bulduk.
Hani masallar vardır: kan emen vampirler, güneş doğup ışıkları vücutlarına değince kül olup dağılırlar..? Bunun gibi,ama tuhaf; bütün cezaevlerinde tutukluları tenlerine Gece değer kül olur dağılırlar(!) diye hep Güneş batmadan koğuşlara kapatırlar. Günlerce, aylarca, yıllarca hep böyle! ...
Bir gün Ankara-Kapalı Cezaevi l. Kısım 2. Koğuşunda inanılmaz bir şey oldu. Gece bir firar ihbarıyla, bütün tutukluları dışarı çıkardılar. Bir yeşil vadide akan, duru bir nehirde yüzmek için vadiye koşan şen-şakrak. çocuklar gibi dışarıya çıktık. Hayret! ...

Devamını Oku
Ahmet Tevfik Ozan

Birkaç köhne bavulla, gurbeti satın aldık..
Neşe parasız iken, dertleri satın aldı..
En uysal sevgililer, bize hırçın gelirdi
Bir afete tutulduk, belayı satın aldık! ..

Devamını Oku
Ahmet Tevfik Ozan

İnsem, gök kubbeden: hançer hançer yer..
Çıksam, gök kubbeye: kanlı bulutlar!
Bir el hançerlemiş garip dünyamı
Sevincimi çalmış, gaddar haydutlar! ...

Elim hangi kapıya uzansa kor oluyor!

Devamını Oku
Ahmet Tevfik Ozan

Sükut donmuş, kar beyaz; dallar, kemikten eller!
Bir çığlık, çaresizlik.. sonu yok mezarlarda!
Ve fakat öyle değil, öyle değil hakikat
Rahmet Haşr’i getirmiş, getirir her Bahar’da! ...

Devamını Oku
Ahmet Tevfik Ozan

Her zerreden binlerce fışkırmış gibi hançer
Beynimi, gözlerimi, ellerimi kesiyor! ...
Gene hançer kanıyor, tenimden yaralarım
Ve rüzgar; tuz tuz olmuş denizlerden esiyor! ...

Devamını Oku
Ahmet Tevfik Ozan

‘‘Bilen bilir, pırlantanın kıymetin
Bilmeyene cam görünür, cam gelir! ...’’

Seni bilmez, seni görmez, seni duymaz yüreğim
Sen ağla da Kanlı Kerkük, ben günahkar güleyim!
Gece bitmez, seher gelmez, gün ışımaz kim demiş?

Devamını Oku