Yüreğim, nihayetsiz çırpınışlarla gün gün
Bir gölge gibi gelen, ölümle kucaklaşır! ..
Desem ki; hasret, değil.. korku desem; hiç değil!
Halime, semalardan bir kelime yaraşır...
Nice saatler sonra, başım yanıma düşer..
Üstad Necip Fazıl’ın
Aziz hatırasına...
Birşeyler oluyor, belli; ne desem?
Ne desem; güneşin, yaprağın, ayın
Rengini çalana,.. sade bir sitem!
Sevdim seni, ruh çiçeğim; Leyla’yı severcesine..
Bir günahkar gecenin, koynuna girercesine..
Ağzımda kan, burnumda kan, gönlümde kan.. ne çare?
Kanmadım dudağına, kanını emercesine! ...
Bademler çiçek açmış diye, koşuştular..
Oysa bahar, mendilini; dallarda unutmuştu! ..
Hangi taştan yontulmuş,şu garip kafatasım?
Kainat zerre zerre içinde raksediyor...
Buzları tutuşturan bir alev, ihtirasım
Çığlığım, yıldızlardan fezaya aksediyor..
Güz gelmiş; yaprak değil, dökülen hayallerdir
Öpmekte gözlerimi, Güneş; her gün şefkatle..
Gözlerimden yol bulan, günahım feza kadar!
Kim kondurmuş gözümü, çukuruna dikkatle?
Ki içinde sonsuzluk, bir nehir gibi akar...
Yükseklik, gözlerinden bir hayal gibi akar..
Sonunda; çakılmak yok, kan kusacak toprağa!
Yalnız düşüş ve korku, karanlıklar içinde..
Eş olmak, rüzgarlarda; savrulan bir yaprağa! ...
Evlerin duvarını dalgalar yalamakta..
Ve her gece, kumsalda; bir Kadın ağlamakta...
Issız dağ başında, bir avuç suda
Aksi bir yıldızın, nasıl yalnızdır! ..
Yolların bittiği yerde, pusuda
Ecel bekliyorken, canım cansızdır! ...
Ne yükselişi güneşin, bir karanfil demetinden..
Ne bir soğuk gecenin, avuçladığı yollar!
Bir kesişen çığlıklar, denizinde her şeyim..
Gözlerim boşlukları, boşluklar; beni kollar! ...
Tepemde hançer gibi savrulan hıçkırıklar..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!