Oturup ağladın mı hiç geceler boyunca
Döktün mü göz yaşını aşk denen akrep için
Dipsiz karanlıklardan gelen sesi duyunca
ÇAĞRI GAZEL
Güzel,öyle güzel,öyle güzel ki öyle güzel
Gel gör ki âh o güzel,ellere dost da bana el!
Geçti yel gibi vakt-i seher,vakt-i ikindi de
Çaltı çayı, köpürsen de taşsan da
Sesine ses veren çıkmaz bu yerde.
Çığlık çığlık yücelerden aşsan da
Merhem bulamazsın çaresiz derde...
Ahmet KÖKEN
Yalnızlık ve tütün kokan odamda
Bir mindere bağdaş kurup oturdum.
Beni kor ateşte yakan gözleri
Dumanlar içinde aradım durdum.
Bastığım yer taş mıdır,toprak mı bilmiyorum
Dalda çırpınan kuş mu,yaprak mı bilmiyorum
Beni öyle salladı,öyle sarstı ki kâfir
Kara,gerçekten kara; ak,ak mı bilmiyorum...
Bıraksalar beni kendi hâlime
Çekseler ellerini omuzlarımdan
Yetmez mi Tanrı’m?
Susamışım yalnızlığa…
Bir an
Yunus seni düşte gördüm
'Eyvah' deyip ağlarmışsın.
Bakıp perişan hâlime
Yüreğini dağlarmışsın.
Girişinde bâb-ı nârın
Çiçekler gibi kokar su gibi akar şiir
Güneş’e fes giydirir ay’a taç takar şiir.
Yâre ayna tutarım bulutların ardından
Bulutların ardından aynama bakar şiir.
Hayâlini kurardım,sensizken birdi derdim
Seninle bin derdimin bini de yeni doğdu.
'Yoksun' diye kendime işkenceler ederdim
Varlığın beni boğdu,varlığın beni boğdu...
Yağmurlu bir sabahta kucaklaşan iki göz
Tutuşan iki yürek ve yaklaşan adımlar...
İki yıllık yürüyüş, bayraklaşan iki söz:
-Sevdim! ..
-Ben de! ..
Ve sonra uzaklaşan adımlar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!