SIRALAMA
Paris’te neler oluyor neler
Dertlerimi kucağımda büyüttüm
Öyle bir çıkmaza girdim çıkamıyorum
SIRLARIN DÜNYASI
Şiirdir hayata yön veren
Sıcak bir yaz güneşinde
Bir ağaç altı gibi insanı dinlendiren
Gizli bir yapı şifrelerden örülen
SİZ VE BİZ
Siz saatleri ayarladınız kendinize göre
Sizin havanız hava bizimki ne ki
Günleri haftaları geçirdim ben bir ipe
Sizin duruşunuz kişilikli bizimki ne
SON AŞK
Ben şimdi burada olsam da olmasam da senin yanındayım
Sen şimdi orda olsan da olmasan da benim yanımdasın
SON ASRIN DİN TÜCCARLARI
İnsanlar ya emeklerini satarak, ya da bir şeyler satın alıp o satın aldıkları şeyleri biraz karla satarak kazanç elde eder onunla geçimlerini sağlarlar. Emeklerini satanlar emekçilerdir. Kazançları çok fazla değildir. İstisnaları dışında çoğu ancak karınlarını doyurur, belki birkaç kuruş kenara koyar, onunla da az bir konfora sahip olabilirler. Belki bir ev satın alıp kiradan kurtulurlar, bazıları tatil yapma imkânı bulabilir.
Ama alıp satan tüccarlar var ya asıl büyük kazanç sahipleri bunlardır. Bunlar kazanabildikleri gibi kaybedebilirler de. Ancak bunlar içinde bazıları vardır ki hiç kaybetmezler. Bunlar din tacirleridir. İnanç satıcısıdırlar. Bunlar hiç kaybetmezler. Sıfır risk sahibidirler. Hep kazanırlar. Dolandırıcılar gibi her karlı işlere el atarlar. Paranın kokusunu iyi alırlar. Ve en ucuz maliyetle nasıl elde edileceğini iyi bilirler.
Bunların en büyük örneği Fetö ‘dür. Ortaya çıkışı örgütlenmesi, İslam dini akidesini ucuzca kullanması, dal budak salması, tabilerinin kayıtsız şartsız katılımlarını, sermaye birikiminin hızlıca artması en karlı alışverişin din tüccarlığı olduğunu ortaya koyuyor. Para kazanmanın en kolay yolu din satışıdır. Sermayesi yoktur. Yahut miri malıdır. Herhangi bir dünyevi bedel ödenmez, arttıkça artar. Yüksek faizle para satmak gibidir, yani dünyanın en büyük ve karlı tefeciliğidir.
SONE
Hayvanlık zorlanıyor git git
Yeryüzü değiştiriyor deri
Bir laf u güzaftır gidiyor
Bir yalan dolaşıyor ortalıkta
TAM BAĞIMSIZLIK NE ZAMAN
Ülkemin her bir tarafı işgal halinde. Biz ise bağımsız olduğumuzu sanıyoruz. Ülkemizin dört bir yanına dağılmış askeri üsler bunun en büyük göstergesi. Güya Amerikan mandasını kabul etmemişiz. Heyhat… Adamlar yıllar yılı bizim baş belamız olan PKK’ya yardım etmek için Çevik Güç’ü devreye sokmuş, olayı fark eden Jandarma Genel komutanı Eşref Bitlis’i bir suikastla bertaraf etmişlerdi.
Daha sonra sırf Erbakan hükümet ortağı oldu diye onu teselli eder mahiyette adını değiştirmiş Çevik Güç yapmışlardı. 40 yıldır bertaraf edilemeyen PKK’nın haminin kim olduğunu neden sonra anlayan yetkililer bir takım önlemler almışlar ama bu dost görünen düşmanın entrikalarından kurtulamadılar ve terör belasını bir türlü savuşturamadılar.
Dahası yıllar yılı CIA, MİT’le aynı binada faaliyet göstermiş, MİT üst düzey görevlilerin maaşı onlar tarafından ödenmişti. Bunun anlamı oldukça açık değil mi? ABD büyükelçilerinin devlet büyüklerimize müstemleke idarecileri gibi davrandıklarını öğrenmiyor muyuz her geçen gün. Eğitimimizin Fulbrayt’a teslim edildiği, her beş yılda bir yüksek ücretler alarak toplantı yapan kurulu 2 üyesinin CIA, bir üyesinin ABD büyükelçisi olduğunu daha yeni öğreniyoruz.
Sanayi alanındaki hamlelerimizi her defasında içimizdeki hain idareciler vasıtasıyla nasıl baltaladıklarını, askeri alanda bizi kıskıvrak bağladıklarını, NATO vasıtasıyla hareket edemez hale getirdiklerini bilmiyor muyuz? Silah ve uçak sanayimizi baltalayıp bizi onların ürettiği silah ve uçak sanayiinin alıcısı durumuna sokmadılar mı?
TARİHSELCİLİK VE KURAN MÜSLÜMANLIĞI
Yaşlı amca bu hadisi dışlayan bir hocayı dinleye dinleye itikadını değiştirmiş, falan hoca diyor ‘Her şey Kur’an’da var, bu halk Hadis’ten anlamaz şeklinde özetliyor itikadını. Görünüşte masum bir söylem itikadımızı berhava eden içeriğe sahip.
Yıllar önce İmam-Hatip Lisesinde bir kız öğrencim ‘Ben Kur’an meali yazıyorum demişti bana. Kur’an’ı rahatça anlayabiliyorum ve ondan hüküm çıkarabiliyorum. Bunu söyleyen kişi Arapçadan hemen hiçbir şey bilmeyen, yalnızca sözlük yardımıyla çeviri yapmaya çalışan bir zavallıydı. Kur’an Nesli diye bir dergi çıkaran gruba dâhildi ve bu tip çalışmalarını o dergide yayınlıyorlardı.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim