Bu şehirde nefes alamıyorum
Beni buralarda bırakıp gitme
Bu yıl erken geldi son bahar
Beni bir başıma bırakıp gitme
Ben ki garip
Ömrümün en garip halini yaşıyorum
Bir teselli arıyor yaşlı gözlerim
Sanki bir alev var içimde yanan
Anlamını yitirdi birden sözlerim
Biliyorum dağılacak kara bulutlar
Çok uzak olsa da o gün gelecek
Bu sabah nedense her taraf suskun
Öğlen oldu hala buğulu camlar
Her gün hiç durmadan koşuşturan insanlar
Nereye gizlendiler görünmüyorlar
Yaşlı bir adam dolaşıyor sokakta
Can kafeste dil dudakta perişan
Rıhtımda salınan yelkenli gibi
Bir o yanda bir bu yanda yüreğim
Hıdırellez ayında bayram gününde
İbrahim’in ateşlere atıldığı yerdeyim
Ateşlerdeyim
Beyanında resmettiğin hakikati anlayan
Velayetin gölgesinde demlenen üç beş garip
Biliyorum az kaldı beklediğimiz günler
Erken bir kıyamet kopmayacak anladım
Bir bahar mevsiminde ellerinde çiçekler
Kapına gelirsem yüzünde bir tebessüm
Ağlıyorum sen yoksun
Gülüyorum sen yoksun
Yaşıyorum herkes gibi basit sıradan
Bazen de sıra dışı
Sabahın körü denir ya
İşte o zaman kalktım bugün
Sevdiğim
Bir gün ellerimde kır çiçekleri
Yüzümde belirsiz bir tebessüm
Bir gün ansızın çıkarsam karşına
Titrek ellerimle dokunursam kapına
Niye geldiğimi sakın ha sorma
Zemheride sokaklarda işin ne
Ama olsun
Ne var yani üşüyorsa ellerim
Ben nice kasavetli kış günleri bilirim
Dağların ardından doğunca güneş
Esamesi kalmadı hatıralarda
Gün eğildi, akşam oldu,
Sular duruldu.
Şimdi saat yalnızlığın vaktidir.
Nemli odamın penceresinden,
Gördüğüm sureti belirsiz adam,
Duyduğum hırsızların ayak sesidir.
Pencereme bir kuş kondu bu sabah
Üşümüştü titriyordu kanadı
Bir süre bakıp gözlerimin içine
Uçup gitti
Beni burda bıraktı
Beni benim gibi bir adamla bıraktı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!