kabına sığmayan sevgi
çizer resmini aşkın
ayrılan yolları birleştiren ses
yükselir tutkulardan
ve soyunur ak zambaklar gibi mutluluk
uzatırken elini elime eylül
yaklaşıyor yıldönümü acıların
ama uçuyor ötelere
mavi kuşları barışın
tutsak edilen şiir
gülüşleri güvercin şarkısı sunar
bakışları mavi gün
karanlığı geçerken sevda
bölüştüler umutlarını
geçtiler sınavını gerçeğin
Beni aramaya çıkarsa gözlerin
Üzüntülerin, ruhuna yazdığı şiirlerdeyim
Mavi bir gecenin gizemli şarkılarında değil
Yüreğinde ışıldayan güzelliklerdeyim
Beni denizlerde arama boşuna
sevgilim sen
on sekiz yaşımın
ve kaygısız başımın
solmayan tek çiçeğisin
çevremi saran
ve beni senden zorla koparan
acı yüklü yılları
nasıl içtik
bilemezsin
karanlığa açılan
demir kapılardan
nasıl geçtik
sen ey gizemli ağaç
yırt çarşafını kara bulutların
yüksel maviliklere
arayıp bulacak seni
suskun yürüyen sevgim
sendedir
Zamansız bir yok edici,
Gelip dur derse,
Sol göğsündeki santrale,
Sen, hep hazır tut yüreğini o büyük güne...
Unutma gülüm,
Hain bir çekirdeğin ucundadır ölüm
Şiirin kalbi patladı
Dipsiz bir kuyuda kaldı insanlık
Madenlerin koynunda
Ezilen yüzlerce yürek
Milyonlarca hıçkırık oldu
Çile yüklü yıllardan sonra,
Bir sonbahar sabahında,
Sessizdi dünya…
Okşardı parmaklarımızı
Soluk güneşin mor ışıkları…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!