Gümüşlük'te bir Pansiyon odasında
Yazıyorum bu mektubu
Çalıyorum tanıdık şarkılardan
Senden ayrılalı tam 18 gün oldu
Her zaman gibi
Perdelerim kapalı, kül tablam dolu
Ne güzelsin İzmir
Aynı onun gibi evim
Aynı onun gibi ılık
Körfezim, sevgilim
Seni aramaya geldim
Gümüşlük sahilinde
Bulmak istedim
Bir kum tanesinde
Hasretin birlikte yürüdüğümüz
Yüzümü defalarca soğuk ayrılıklarla yıkadım
Fırında mis gibi kokan ekmek kokusuna küstüm
Konuşmadım, şarkı dinlemedim, resmine bakmadım
Üst üste giydiğim umutlar ısıtmadı, çok üşüdüm
Çöllerde kaybolmuş Martı ruh halim
Çaydanlık korktu gözlerimden,
Yüzünü kirletmiş bakışlarım
Ne ismim, ne cismim yakışmış
Dilencinin el açmasıymış gözyaşlarım
Birlikte anılmaktan utanmış
Kıyamam, hiç bir şey olmayı seçerim
Üzülür diye, sevmekten bile vazgeçerim
Yeni doğmuştum
Hüviyetsiz, dilsiz ve dinsiz
İlk nefesimi aldım
Avazım çıktığı kadar bağırdım
Bir Temmuz akşamıydı
Gözlerine aldı beni
Yeni doğmuştum
Hüviyetsiz, dilsiz ve dinsiz
İlk nefesimi aldım
Avazım çıktığı kadar bağırdım
Bir Temmuz akşamıydı
Gözlerine aldı beni
Suskunluğuna alıştım artık kadın
Yokluğuna alıştığım gibi
Bazen umut, bazen bir gözyaşı oluyor adın
Senin suskunluğun o kadar çok şeyler anlatıyor ki
Yeter ki bilsin kalpler dinlemesini
Kelimeler ile anlatmak mümkün olsaydı zaten
Benimle evlenir misin mutsuzluk
Sana söz veriyorum
Seni çok mutlu edeceğim.
Nasılsınız hanımefendi
İş güç çok bitkin değilsiniz umarım
Kediniz nasıl, o da iyi mi
Lütfen unutmayın fazla yaş mama
ve süt vermiyorsunuz, değil mi
Pencere kenarında çiçekleriniz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!