Bir duvar dibinde çömelmiş
sayıklarım sensiz geçen günleri
adını bilmediğim coğrafyada eskir yüzüm
adını bilmediğim hatıralar sayıklarım...
bu hayat
talıhsız serüvenler dizisi
Çekimser bir mevsim süsü yüzünde
Gözlerin de çekimser parmaklarında
Dokunduğun çiçekler arasında
Güller sen gülerdi
KOPARMAK YASAKlar içinde
Gel de şarkı söyle,
Masal anlat şimdi
Geceyi sun bir tas ağu niyetine
Gel de susma
Gel de unutma
O gecenin sabahını aşk niyetine
sözden anlayana haldan bilene
upuzun yatmıs
koynunda bir bebeyle
yaşlı dede
nereden bilirlerdi ki
ölürken bir bahar
...gözlerim
Alabildiğine bir parlak ışık huzmesine takıldı aklım:
Ölecek miydim acaba,
Bu bir oyun mu tanrıların otağında?
Üç defa ismim tekrarlandı: Hüseyin, Hüseyin, Hüseyin.
Doğrulmaya çalıştım
aydınlığı karartan kelebeğin kanadı
kalbim,
fırtınalar koparan
sus ve dinlen
artık yalnızlık
yalnız sana mahsus...
Uzunca vakit susuyorum suskunluğum, acılarımdan
ne zaman uzansam/uzatsam ellerimi acılarımdan
bir demet kurumuş gül sunuyorsun acılarımdan
geçmişin ağır gülümseyişi bualaşır sonra acılarımdan
bundandır suskunluğum
uzunca sustum ancak yetti acılarıma...
Ey gemi
bordanda kaç izi var daha bıçak değmemiş dalganın.
Kaç mevsimin sadece hazanıdır bu.
limanlarında bekleyenin de beklediğin de kalmamış.
Ne bekliyordun ki şimdi
bu hazzın hazanına gömülü çiçekleri çıkarman.
Gitme diyemedim
Ne kadar yalnız olabilirim daha
Seni ne kadar sevsem de
Ayrılık
Ayrık otu gibi bitiverecekti sonunda
Güzel günlerdi
çok da çabuk geçti
hem öyle çok üzüldüğümüz de yoktu
ufak tefek kaygılar
yarına dair küçük sıkıntılar
evimiz yüreğimiz gibi sıcaktı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!