Her bayram mutlak çıkar bizim medya liboşu
Surete aldanmayın beyaz değildir kara
Gülmekten öldürüyor konuşunca sarhoşu
Ramazan da sakızı patlatıyor ZaKKara
Medya gülü gibidir her mevsimde yetişir
Bıçak sırtında yara fikrimin ince gülü
Sözler bıçaktan keskin akan kanımdır sızın
Devrilen azametin gamsızlığında ölü
Teselli ırmağında sürgüne gitti naz’ın
Ne geceye serenat, ne çınarda adın var
Dinle yediveren sümbül çiçeğim
Dinlerken kaşını yıkma Cavidan
Okuduğun mektup aşk-ı gerçeğim
Lafımı ağzıma tıkma Cavidan
Bir bir anlatayım bırak sözümü
Dışımda bir dünya var,içimdekinden başka
Cümbüş içinde cümbüş,şiir özründe keşke
Göze müsade olan,kırılmış ışık şekil
Kalpte gözü öldüren,kibir kılıklı tekil
Firari saatlerim senden ayrı kalalı
Geceyi kurşunladım bana gölgeni bırak
Pir gönlüme sevdanı bana mecbur kılalı
Mesafeler karıştı yakın yakın da ırak
Behrâm'a hâz veriyor asil mağrur duruşun
Yaktıkça sevdiren sancı gibisin
Sineyi kavuran hârsın Cevahir
Ömrüme bin ömür hancı gibisin
Gülüşün semayı sarsın Cevahir
Duruşun edalı bir ceylan gibi
Tut beni köhne beden
Med cezir vakti bu an
Soru zor'unda neden
Akıl fikirde ziyan
Bağ bozumunda zaman
Akıl çile içinde güz yangınında içim
Cevapsız soruların kıskacına muarız
Damarlarda çatlama sızan kanımda suçum
Sinem savaş meydanı ve peşpeşe taarruz
Ben kuş konmaz diyarın yolcusu olmayan han
Yürüyorum arkamdan gelen gölgenin sesi
Kimsesiz limanların hoyrat sabahındayım
Kulağımı zorlayan yalnızlığın bestesi
Ruhumu enkâz gibi süren bâd ahındayım
Gözlerimden düşüyor sükûtun nefesleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!