AĞAÇ ŞİİRLERİ

AĞAÇ ŞİİRLERİ

Fikret Turhan

güneş...yağmur...
ve toprak,
bir ağaç içindi
sanki...

dallar...yapraklar...
ve çiçekler,
..

Devamını Oku
Mehmet Halil

Kızılderililerin ilkesi
İnsanla ağaç arasında
Fark görmezler...
Severler ağacı insan gibi…

Beyazların ilkesi
Fark görmezler
..

Devamını Oku
Elazığlı Mustafa Kaya

ben bir ağaç dikeceğim
herkesin haberini vereceğim
durup seyredecekler
yükseldikçe topraktan.

ağaç denip geçilmesin
onun dili kulağı gözleri olacak.
..

Devamını Oku
Zeki Çalar

Bir fidan dik, dibini sula,
Gözün gibi bak, büyüt.
Filizlensin dalları,
Yapraklarla donansın.

O fidanı öyle bir büyüt ki;
Koskoca bir ağaç olsun.
..

Devamını Oku
Sevim Aktaş 2

Adına ABİDE'ler dikilse olur, yoluna çiçekler dökülse olur
Hayat ocağınız sanki bir okul alınacak dersler var bilin ne olur
Nerede meyveli ağaç var ise taşlatan,taşlayan eller çok olur
O eller bilmezmi'ki Ağaç,Kök sağlam
Rengini,meyvesini,tadını korur
Alacağı ders kalmamış vermekten başka
Mesnevi'yi okumuş işlemiş AŞK'la
..

Devamını Oku
Niyazi Sakar

İnsanlar dünyada yaşamaya başlayalı

Sığınmak için korunmak için buldular ağaç ve ağaç dalı



Sonra inşaat ev derken unutuldu evlerle birlikte gölgeleri
..

Devamını Oku
Niyazi Sakar

Umutlar düşerken yaprak yaprak tek tek sonbahar hüznünde

Açılmayı bekleyen, kasımpatı,mor menekşe, laleler

Aşığın nutkunda kalır kurur söylenmeyi bekleyen nağmeler

Açmayı unutan ağaç yapraklarını gizler umutlarla gel bahara
..

Devamını Oku
Işılay Demirbağ

Ağaç dalında bir meyveyiz,
Toprakta bir tohum bazen.
Önce büyüyüp fidan oluruz
Belki bir ağaç,dalları olan.
Sonra meyveye dururuz...
Günü geldiğinde,bil ki
Ağaçtan düştüğümüzde yani,
..

Devamını Oku
Gökhan Tan

Doğal bir seleksiyondan ziyade, yaşamsal bir döngüdür bu
Dal, meyve vermenin
Meyve tohum olmanın telaşında
Tohum, fide
Fide, fidan olmanın
Fidan, ağaç
Ağaç kök salmanın
..

Devamını Oku
Hasan Karahisar

Çınarcık’ta devasa bir çınar var.
Beyaz sac üzerinde kırmızı yazılar;
“Bu ağaç tam üç bin yıllık bir çınar.”

Şaşırıyor ağacın içini boş bulan.
İnsan değil ağaç kurduymuş yapan.
Ne kadar ustaymış dersiniz inan.
..

Devamını Oku
Hatice Öztürk

Bir fırtına kopsa da
Alıp götürse yüreğimdeki enkazı
Yeniden güneş açsa
Yıldızlar parlasa gökyüzünde
Bir ağaç yalnızca bir ağaç yeşerse
Kanatacağını bildiğim halde
Bir gül açsa sevgi bahçemde
..

Devamını Oku
Dursun Cevlani

Bir adam girmiş ormana
Balta ile fidan keser
Bakmaz sağa sola yana
Katil gibi çok can keser

Ağaç der ki kıyma bana
Her zaman lazımım sana
..

Devamını Oku
Özer Çoban

Nasıl gelmiştim bu yaşa,ömrüm nasıl bu denli akıp gitmişti anlayamadım.Kendimi farkettiğim zaman dertler denizinin tam ortasındaydım.Etrafımı saran köpek balıkları ben çırpındıkça bir parçamı koparıp alıyorlardı.Çevremde sesimi duyuracağım ne bir gemi,ne de bir kara parçası vardı.Farklı olan tek şey,ben çırpınıp hayata tutunmak istediğimde bir parçamın benden koparılmasıydı.Duygularımdı yiyip bitirilen,güvenimdi koparılıp yiyilen,yaşama sevincimdi benden alıp götürülen,hayallerimdi dalgalar vurdukça sağdan sola savrulan.Sonra sen çıktın karşıma,kasıp kavuran,beni o kimsesizlikten kurtaran.Elimden tutup gönlünün sandalında bana yer açan,karanlık gökyüzümü aydınlatan,gecelerime ışık saçan,beni hayata bağlayan.Bir ada bulduk.Issız,sessiz,sakin ve temiz duyguların olduğu bir ada.Yuva kurduk kendimize.Agaç dallarından ördük duvarlarımızı,yapraklarla kapattık çatımızı.Mutluyduk.Bilmiyorduk bu adada yaşamanın şartlarını,dostumuzu,düşmanımızı,bizi neyin beklediğini bilmiyorduk.Günden güne açlık vurdu darbesini.Peşinden onu takip eden ise susuzluk oldu.Bir inanç vardı elimizde,birgün bir gemi gelicekti bizi bu ıssızlıktan kurtarmaya.Tam ada şartlarına alışmışken,karnımızı doyurup,susuzluğumuza çare bulduğumuz zamanda çıka geldi bu gemi.Tekrar dünyamıza geri dönmüştük.Geçen zamanla beraber anladık ki,bu dünya yerini yalancı,sahtekar,sırf çıkarları için birbirini kandıran insanlarla dolmuştu.Farkettik ki,o adadaki açlıkta güzeldi susuzlukta.Umarım yapraklarımızda sağlamdır dallarımızda,yoksa sanada yazık olacak bana da.
..

Devamını Oku
Yusuf Sinan Berber

Ben bir ağaç iken;
Paltolar var
Dik yakalı amcalar
Gacırtılı kapıları evlerin
Sokaklar, sokak daha...
Ve sen beş aylıksın henüz
Tam beş ay sekiz günlük
..

Devamını Oku
Cem Yıldız

Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
Dalga, seven - kıyı, sevilendir.
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
..

Devamını Oku
Fahreddin Çankaya

Gecelerin karanlık yıldızı selam sana
gündüzün aydınlık güneşi ışınları altında sisli,bulutlu havaların soğuk esen rüzgarı kırık dalların çatısı uçmuş damların yuvası yıkık kuşların ağaç koğuklarında yağan yağmurun fırtınaların dinmesini ıslak ve titrek bedenimin damarlarında dolaşan sıcak sıvım selam sana esrarlı lodosum ne zaman dönersin tükendi yaşam hevesim bitsin bu bekleyiş.Eğer bir gün öldüğümü duyarsan gönlüne ezgiler doldurma sakın
..

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YOL VE CAMİ

Başbakan yol yapmak için gerekirse cami bile yıkarız diyor. Pervasızca söylüyor bunu. Birilerine meydan okurcasına söylüyor. Yol yapmak için ağaç kesmek zorunda kalan belediyelerine destek için yapıyor bunu. 3. Havaalanı ve köprü için ağaç kesilmesi karşısında feveran edenlere karşı söylüyor bunu.
Gezi eylemcilerine karşı söylüyor bunu. Tema vakfına destek vererek doğal hayata katkı verdiklerini böbürlene böbürlene anlatan ve sonra da üniversitesini binlerce ağaç katlederek, güzelim ormanları tahrip eden ve üstün üstlük gezi eylemcilerine destek veren Koç Holding’e karşı söylüyor bunu.
Bunları anlıyoruz ve her konuda olduğu gibi bu konuda da ona gönülden destek veriyoruz. Ancak bu son söylemde kendisine katıldığımızı söyleyemeyeceğiz. Niçin? Çünkü bu konu bir az da inançlarımızı ilgilendirmektedir. Rahmetli müftü bir dostumuz ilçemizdeki bir caminin yıkılıp yan parsele kaydırılmasını, asıl yerinin park yapılacak olmasını dinin özüne uygun olmadığını söyleyerek itiraz ederdi. Bir yer cami, mescid olduktan sonra kıyamete kadar Mescit: Cami yeri olarak muhafaza edilmelidir. Eskisi yıkılsa da yerine yenisi yapılmalıdır. Cami yeri büyütülebilir, binası yıkılıp yenisi yapılabilir ancak yeri cami alanı olarak muhafaza edilmelidir. Ayrıca caminin yeri gökyüzüne ve yer altı dahil her tarafı cami: mescid, yani mabet olarak kullanılabilir. Buna göre cami altlarında WC, dükkân lojman, otopark vs. yapılması caiz değildir. Fetva böyle. Gerisine ben değil kimse karışamaz hatta başbakan bile.
Dini bütün bir Müslüman olduğunu annesinin cenazesinde Kurra Hafızlar gibi Kur’an-ı Kerim okuduğuna TV kanallarından izleyerek şahit olduğumuz bu insanın bu şekilde konuşması bana biraz garip geldi doğrusu. Başbakan bu yanlışa nasıl üşüyor. Fetvayı kimden almış kiminle istişare etmiş, bilmiyorum. Bence devlet adamlarının özellikle dindar olanlarının iş ve fiillerini gerçekleştirmeden, hatta sözlerini söylemeden düşünerek, ehline danışmalıdır. Eyleme geçmeden değil daha düşünce safhasındayken yapılmalı bu danışma.
Yavuz sultan selim nasıl isyan eden aleviler dışında onlara yakın olan ve onları gönülden destekleyenlerin de katline fetva istemesine karşılık hayır cevabını almış, fetvaya rağmen bu işi yaparsa kendisinin haline fetva vereceğini söyleyen Şeyhülislamlar gibi fetva eminlerine, uhrevi alanda danışmanlara ihtiyacı var Başbakan’ın.
..

Devamını Oku
Kerem Yüce

Bir meleğin ayağı takılıp şehre düşer gökyüzünden; düşerken bulutlara tutunma çabası ve boncuk boncuk terleyişi...Aşk kokusu yayılır o terleyişte,buram buram kokusu girer penceremden içeri ve uyanmışlığım.İlk defa duyduğum o kokunun peşinden gidişim,yaklaştıkça ciğerlerimde bir bayram havası,bir solumuşluk.Sabah olmadan bulmam gerekir o kokunun sahibini.Sağıma soluma dikkatlice bakarım ve karanlıkta yankılanan ayak seslerim karışır bir kuşun kanat sesine.Bir kuş neden kanatlanır gecenin karanlığında,neden kanat çırpar yalnızlığa? Anlarım ki o kanat sesinin geldiği yerden yayılır bu koku ve hızlanır adımlarım o tarafa.Düşerken kanatlarının altına sıkışan rüzgar ben yaklaştıkça arttırır şiddetini,uçmaya başlar gördüğüm herşey.Önce bir ağaç veda eder toprağa,peşine bir evin çatısı,baktı ki korkmuyorum en son başıma savurduğu o taş parçası,hatırlamam sonrasını.Gözümlerimi açışımla başımda biriken kalabalığın ortasından gülümser mavi gökyüzü.Bir anda sıçrar dikilirim ayağa,sendelediğimi görünce kalabalıktan biri elini uzatır dolar belime,'Dur! yavaş kalk,başını çarpmışsın' der.Parmaklarım uzanıp yoklar alnımın kenarını,elimde bir kan lekesi.O meleğin kendisini görmeyeyim diye savurduğu taştan kalan tek ispattır bu.Anlatırım kimseler inanmaz.O melek tekrar gökyüzüne çıkabilmek için kanat çırpar ve buram buram kokusu girer penceremden bazı geceler,bense inatla arar dururum.Bir kuş kanat çırpar kalkar dalından yalnızlığa,anlarım ki sürekli yer değiştirip durmakta ve sabah olmadan bulmam gerekir onu.Oysa o koku penceremden her içeri girdiğinde kalkıp peşine giderim,her gittiğimde sabah olur ve ellerimde kan lekesi...
..

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ağaç totemli insanlar, pire insanların grup yaşantısına göre, daha bir özelde yerleşik yaşantılaşmayı başarmış olabilirler. Yeni yerleşik düzen ilişkisine katılan pire adamların yaşantılaşmaları ve meslek edinmeleri, bu ittifakı ilişki düzeninin birlikteliği ile ortaya çıkar olabilecektir.

Pire grubun hepsi, pire gibi atik davranır olamayacağından, savaşçı olma ve ulak olma mesleklerine katılamazlar. Bir kısmı, şu veya bu biçimle zaman içinde, berberlik mesleğine yatkınlaşmışlardır. Ağaç insanların ittifaka katılmalarının tarihi şöyle böyle çıkarıla bilir. Sosyal öğrenme ağaç adamların ittifaka katılmalarını şöyle bir çağrışımla hafızadaki öğrenmeyi diri tutarlar. “ Pireler berber iken, ağaç adamlarla kardeş olduk” diyen bir halk söylemi, bize özel bir tarih sırası verir.

Pireler berber iken, diye başlayan masallar, genel bir tekerlemeye dönüştü ise de, o tür masallar yine pirelerin berberliği sırasında ya da sonrasında, üretilen masallara bir milat gibi olabileceği düşünülebilir. Bu milat bize hiçbir şey ifade etmiyor ama eski tarihte pirelerin berber oluşları, bir milat belirtir gibi masallar da anılır oluşu, kuvvetli ve travma tik bir bellek yapmış olmalıdır.

”Ben babamın beşiğini, tıngır mıngır sallar iken” Bu söylem, yine açıktır ki eski toplumların ittifak düzenleniş döneminin ilişki biçimidir. Unutulan bir anı söyleminin masal ve tekerleme addedilen şekline dönüşmüş olduğu varsayılan bir anlayıştır. Ve elbette ki bu anlatımı, hafızamız kavrayamaz! Bunlara tekerleme der geçeriz. Niye kafa yoralım ki!
..

Devamını Oku