Hislerim yorgun.
Yorgunluk pas tuttu.
Hüznüm sana ulaşıyormu?
Hüznüm bile yas tuttu!
İnsanar dostluğun anlamını hiç ögrenmediniz.
Menfaatleriniz daima önden gitti.
Beni tanıdınmı Hicran?
Bir görünüp bir kaybolan o asi!
Düşleri renksiz,hayatı yarım
Peşinde yıllarca koşanı tanıdınmı hicran!
Senin için Ne kahırlar içtim!
Yazabilirmiyim bilmem ki bu şiiri
Sen sevdama ihanet ettin Kardelen!
Kara gözlerinin tutku ikileminde
Şimdi uykuların en koyusu barınırken
Ben sana beddua yazıyorum Kardelen!
Güneş gözbebeklerinde titriyor,
Işıgı gözlerine indiren bendim!
Nerden bileceksin?
Şiirleri basamak yaptım Güneşe,
Uykusuz karanlıklarımın şafağındayım
Bir de benden dinle yıldırımların türküsünü,
Coşkun, taşkın sellerin bıraktığı yaraları
Yazmakla bitiremediğim yılan sürüsünü
Bir de benden dinle karlı dağların öyküsünü.
Ruhlarda zelzele, gözlerde heyelan ararsan,
Sen masum düşlerin gül bağından
Çiçekler koklarken,
Merhamet dileniyorum ben!
Kabusların diken bağından
Gecelerim zamanını şaşırsada
Tüm kavgalarım
Ve karmaşalarım
Duyun ve iştinki;
'Umut yok!
Sadece sür git.
Yitik akşamların garip sevdası,
Aşkında,hayatında tümden masalmış.
Bakışlarında kaldı bir ömrün yarısı
Ne bitmez tükenmez şairin varmış! ...
İnsanoğlu ne kadar da kibirli ve yalancı.Ölümün hak olduğunu bilir gereği gibi yaşamaz.Bunun yanında birde inanmayanlar var.Tabi inandığını söyleyip sürekli şüphelenen “ahiret” diye bahsedilen hesap gününe bir türlü inanmak istemeyen beyinlere sahip şüpheciler var.İşte burada şüpheleri yok etmek için bir örnek vereceğim; Buyurun hem okuyun hem de yorumlayın;
-Bir Dünya düşünelim,evet aynen bizim dünyamız gibi bir Dünya! Bu örneğini vereceğim dünya bizim şuanda dünyamız üzerinde bulunan kutuplara çok benzer “bilirsiniz 6 ay gündüz-6 ayda gece” yaşanan bölge tek farkı gündüzün olmadığı dünya.Evet örneğimize dönelim; Bu çizdiğimiz dünyayı tasvir edelim.Aynen bizim dünyamız gibi fakat gündüz yaşanmıyor.Orda yaşayan insanlar kesinlikle Dünyalarının tarihi boyunca gece olmuş günüz diye bir terimle karşılaşmamış dolayısıyla bizim adına güneş dediğimiz bir enerji kaynağıyla haşir neşir olmamış insanlar topluluğunun yaşadığı bir yerdir.Teknolojileri ilerlemiştir.Aynen şuanda yaşadığımız dünyada hangi teknoloji varsa onlarda da vardır.Yani evleri mum ışığı değil de ampulle veya filorasanla aydınlanıyordur.Sokaklarında bizde olduğu gibi gece lambaları vardır.
Bahtım poyraz rüzgarları gibi inat
Çıkarıp göğsümden kalbimi
Yeryüzünün bütün ahını doldurdu
Bütün feryatlar figanlar
Poyraz olup esti,esti...
Anladığım kadarıyla gözü ve gönlü doymuş biri.Sesi tok ve ağzı açıldığında kan emici yarasaların çıkmadığı, içi karanlık olmayan bir kişi.Güven zor bir duygudur.Zoru seviyorsanız güvenebileceğiniz birisi.