karanlık sarnıçların dibinde büyüyen o sağır maden
bana ait, bana doğru genişleyen o dipsiz servet.
yüzeyin vitrinleri çökerken zamanın ufkunda,
ben içerideki o dokunulmamış mahşere bakıp
gözümü kırpmadan satın alıyorum yeni tenhalıkları.
çünkü bilirim, eksilmez bir boşluğun kendi içine katlanmasıdır bu;
verdikçe taşan, taşın dışına sızan bir nehir.
pürüzsüz kırılmalar arıyor gövdem,
yeni baştan tanışmak için o keskin, o kusursuz gölgelerle.
her çarpışma bir uyanış, her düşüş yeni bir boşluk ekler sınıra.
zenginim evet,
hiç basılmamış patikaların, hiç solunmamış rüzgarların
ve kalabalıkların unuttuğu o asil tortunun sahibiyim.
sermayem: göğüs kafesimde biriken bu ağır duman.
lakin, zamanın daralan o beyaz odasında
soruyorum o dilsiz aynaya:
bu kadar birikmiş gölgeyi,
bu kadar dikey ve koyu yalnızlığı,
ve salkım salkım sarkan bu rotasız tecrübeyi
hangi gökyüzünün altında eriteceğim?
hangi zamana bağışlayacağım bu tamamlanmamış enkazı?
hiçbir şey eskimiyor içeride,
ve sığmıyor bu muazzam mülk,
bana ayrılan o bir avuç ömrün dar koridorlarına.
Kayıt Tarihi : 11.07.2026 11:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!