Ben semada sürgün
toprağa hasret
Ebabil.
Sen gölgesi mağrur
çöllerin şımarttığı
Babil.
Zemheride üşür
Serçeler,
Isınırlar zamanla.
İnsanın soğuttuğu
yürekler,
Isınmıyor
Kuşa benzer Özgürlük
Bir kanadında gökyüzü,
diğerinde çocuklar
Barutla ve kin ile kirletip
gökyüzünü
Ankara kurtuluş’ta
Kaldırımın müdavimi simitçi
Kara kışı ayazı geçirdi.
Yazık bahara yetişemedi .
Her garip gibi .
Şıra’nın şavkında ıslandım
Kurudu avuçlarımda karanlık
Gece fecr i sayıklar
Ben düşüme uyandım.
Küheylan dediğim,Katırmış meğer.
Nedeyim, Aybalam, sıtkım sıyrıldı.
Gördüm ki Mavraymış atıp tuttuğu.
Su içmem elinden, sıtkım sıyrıldı.
Rayiha dediğim,Necismiş meğer.
Sofranıza oturmayan siyasetçiler için
Sofrasına oturduğunuz insanları üzmeyin.
İkiletmem lafımı,
Sor kardaşım bana sor.
Hak deyip Hak yiyenin,
İflah olması zor.
Üstat’a sorsan,
Bu dava öksüz bu dava hor.
Kişisel değil mesele
Kuşlar sürgün diye
Küstüm zemheriye
Gökyüzünün armağanı kar
Sessizce sunulan toprağa.
Gece kuşatılırken yitiyor karanlıklar.
Renkler beyaza meyl ediyor.
Tembihli çocuklar gibi suskun şehir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!