Sesimiz kabarır bugün, yankı düşer her yana,
Alın teri iner toprağa, çoğalır her damla,
Karanlığı yaran eller, sehere yürür inatla,
Bir umut boy verir en çorak topraklarda.
Susmaz artık bu yürekler, susamaz!
Bir ev düşün;
taş duvarlarına sabrı harç etmiş zaman,
kiremitlerinde güneşten kalma eski bir türkünün dumanı,
pencerelerinde akşam çayının ince, titrek buğusu.
Göğe pembe bir sevinç gibi savrulan
Engel değil yıllar, yürek çarpıntısına,
Aldırma yiten günlere, gençliğini yaşa.
Eski demirlerde coşkulu bir volkan gizli,
Ruhundaki ateş hâlâ kavuruyor içini.
Yıllar geçe belirse de çizgiler,
Yeniden Dünya’ya gelseydim,
köy yollarında koşardım çocukluğumda,
çimen kokusu sarardı dizlerimi,
toprak ellerimi kirletirdi,
pırıl pırıl olurdu kalbim ama.
Taş sektirirdim bir dere kenarında,
Bu yıl
Biraz daha
yoksullaştırdılar bizi.
Değil sadece cebimizi,
Sansürlediler kelimelerimizi.
Yasaklandı
Taşların arasından
Toprak kokusu yükselen.
Çocukların çıplak ayak sesleri
Yırtıyor sessizliği.
Duvarlar döküktür,
Taşların arasından
ıslak toprağın nefesi yükselir,
duvarlara siner nem,
Çocukların çıplak ayak sesleri
Şimşek gibi
Deler sessizliği.
Ne zaman yürüsem bu sokağın önüne,
Nemli toprak kokusu karşılar beni, hüzün var içinde.
Kırık Arnavut kaldırımları ve her çukurda bir hikâye,
Yağmurun bıraktığı kirli su birikintisi değil bir gökkuşağı,
Yoksulluğun yansımasıdır diye.
Koşan çıplak ayaklar, çınlayan her ses bir yaşama dokunur,
ZAFER DESTANI
I – ANADOLU YANIYOR
Anadolu yanıyordu,
ocaklar sönmüş, köyler boş,
yollarda kimsesiz çocuklar,
Sen sıcaktın,
Üşüyordum ben.
Bir yaz akşamıydı senin gülüşün,
Kışa dönüktü benim kalbim.
Ama bir gün,
Karşılaştık bir otobüs durağında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!