Bomba kusan uçaklar gökyüzünde dans ederken,
Silah sesleri bayram ezgilerini bastırıyor.
Açlıkla, sefaletle boğuşmakta koca bir halk,
Bir çocuk daha ölüyor, umutlar bir daha yıkılıyor.
Kurban Bayramı’nın kucakladığı Filistin’de,
Bir milletin kalbi bazen
göğe asılmış bir niyazdır;
ipek sanılır dokusu,
oysa kanla yazılmış bir avazdır.
Kumaş değildir tenin,
Yalnızım.
Dalıp gitmişken bir yerlere balkonda
Rüzgârın okşadığı akşamlarda.
Eski günler canlanıyor
Anılarımda
Gözlerimizde paslı kilitler,
ellerimizde görünmez zincirler var,
bir karanlık örüyor günlerimizi
kör bir iğneyle,
düşüncesizce.
I. İkiyüzlülerin Sofrası
Bir sofra kurarlar,
beyaz örtüler serilir,
altın çatal, gümüş kaşık parlar.
“Buyurun!” derler halka.
Ayyuka çıktı yoksulun ahı
Gözyaşıyla suladı toprakları.
Çekilmez oldu zulüm,
Keder
Açlıktan kavrulmakta yürekler.
Yaratana binlerce şükür diye diye
KAÇ
Yalnızlığına kaç dostum.
Yalnızlığın bittiği yerde başlar
alkışlar
hokkabazlık
Çınarların gölgesinde büyüdüm ben,
Soğuk suların konakladığı kuyularda,
Avuçlarıma düşen ilk serinliği,
Yayla’nın kalbinde duydum önceden.
Tozlu’nun yollarında yalınayak koşarken,
Bir sabah uyanmak istiyorum,
Şehir camlarının ardında olmadan
Toprağın sessizliğini diliyorum,
Bir kuşun kanat çırpışında yankılanan…
Pencereden baktığımda
I. Kıvılcım
Bir sabah doğdu karanlığın içinden,
Bir umut sızdı taş duvarların ardından.
Selanik’te bir bebek ağladı sessizce
Ve maviye boyandı Dünya o gece.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!