119- ŞİİR-İMSİ
İşte dolduruyoruz o dipsiz kuyuya dönen boşlukları,
Kör bıçakların susturamadığı o çığlığın yankısıyla.
Sen şair değilsen kahin, biz şairsek eğer bu çöplükte...
Bak, nasıl kanıyor dokunduğun her imgenin yarası!
Mürekkep değil, namlu soğukluğu fışkırıyor sayfalardan,
Üç kuruşa satılan o cumhuriyetin, o yetim halkların koynundan.
Sen noktaları dizmişsin ya hani, aşk kokulu vatanın bağrına,
Biz o noktaları birer kurşun gibi diziyoruz şimdi,
Tarihin sarsılan, o kirletilen hafızasına!
Anadolu ayaza kesmişken güneşin cehennem koynunda,
Celatlar inse de kelamın eğilmeyen asi boynuna,
Durdurma dilini Usta’nın şarlatan dediği ey deli!
Çünkü senin o "şiir-imsi" dediğin harabelerden doğacak,
Bu ülkenin, bu halkların, bu kırık dökük sevdanın,
En yalın, en çıplak, en gerçek ihtilali...
Şiiri "öğretmek" ne haddimize...
Sen zaten şairliğin o süslü,
Sahte tahtını yıkıp, şiirin tam kendisi olmuşsun.
Boşluklar doldu, tel örgüler kırıld,
Şimdi sıra yine senin o deli kehanetlerinde.
09.09.1993
Ali Fırat DicleKayıt Tarihi : 16.06.2026 11:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!