Sen gittiğinde kara kış yağdı içime,
öyle böyle değil.
Dalların çıtırtısından duyuldu sessizliğin.
Ayaz, camlara değil yalnız, insanın içine de vuruyormuş meğer.
Bir sözün eksik kaldığı yerde, bir vedanın ardından, gecenin en uzun saatlerinde öğrendim bunu.
Zemheri çöktüğünde gönlüme, ne bir bahar ihtimali görünüyordu uzakta ne de yeşerecek bir dal.
Rüzgâr, eski hatıraların arasından geçiyor, tozlanmış günleri savuruyordu yüzüme.
Ve ben, donmuş bir ırmak gibi, akmayı unutuyordum bazen.
Ama kışın da bir hikmeti varmış.
Toprak, en derin hazırlığını çiçek açarken değil,
soğuğa gömülmüşken yaparmış.
Bunu geç öğrendim.
Her ayaz, biraz daha güçlendirmiş köklerimi.
Her kara gece, biraz daha öğretmiş sabrı.
Şimdi geriye dönüp bakınca, o sert kışları lanetleyemiyorum.
Çünkü beni yolda bırakan, zemheri değilmiş.
Asıl insanı üşüten, içindeki umudu kaybetmekmiş.
Belki yine kara bulutlar gelir, belki yine ayaz vurur kapılara.
En uzun kış bile bir gün çözülür.
Kar, toprağa teslim olur.
Ayaz, sabah güneşine yenilir.
Kış insanı öldürmüyor.
İnsan, baharın geleceğine inanmayı bıraktığında üşüyor.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 06:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!