Sinemdeki yaranın izlerini silerken
Kızgın ateşe tutup dağlamak nasip oldu
Tanrı’dan bundan böyle gülümsemek dilerken
Bin bir kahkaha atıp ağlamak nasip oldu
Bir gün olsun güvenip yaslanmadım ardıma
Baban sana yakın
Durmayayım diye
Dikenli tellerle
Çevirmişti bahçenizi
Annen damadım
Terk ettiğin günden beri, akan kanlı gözyaşımı
Ellerimle siliyorum, ne duyan var ne bir gören
Yaratanın huzurunda, önüme eğip başımı
Her an seni diliyorum, ne duyan var ne bir gören
Kim tanısa sordu bana, bunca keder acı neden
Heceler eksik kaldı talihim gülmeyecek
Harflerin beni böyle üzmeye ne hakkı var
Madem ilham perisi bu gece gelmeyecek
Bana bakıp gözünü süzmeye ne hakkı var
Düştüm diye sevdanın gece gündüz diline
Hoş geldin yalnızlık gel otur böyle
Kendimi kandırmak ne mümkün artık
Mutlu bir sofrada ekmeği şöyle
Yemeğe bandırmak ne mümkün artık
Yırtıp atmış onda kalan resmimi
Bu dünyada sadece kelimeler eş bana
Kalbimdekinden gayrı kim varsa kardeş bana
Yüzbinler sizin olsun yetiyor üç beş bana
-- Neyim varsa dağıttım elde kalan birdeyim
-- Nefes alıp verdiğim bir garip kabirdeyim
Ne bir arayan var ne hatır soran
Ne de düşlerimi hayıra yoran
Nedir bu fırtına bu yağmur boran
Uyansana dostum öldün mü yoksa…
Maksat sohbet olsun anlat velhasıl
Demek döndün sonunda, yakıp yıktığın yere
Gittiğin yâd ellerden, dışlanmış olmayasın?
Yaşım çok genç diyordun, göğsünü gere gere
Geçen bunca zamanda, yaşlanmış olmayasın?
Anlat hele bileyim, neler geldi başına
Bir aşkın uğruna sararıp solsam
Tek umut ışığı yakanım olmaz
Sihirli sözlerden bir kitap olsam
Açıp da içime bakanım olmaz
Çözmesi imkansız hayat bilmecem
Anlatsam bitmiyor nice dertler var
Ağustos’ta yağar yüreğime kar
Kapanmış kapılar beklediğim zar
Seninle gelmedi sensiz gelmiyor
Seni soranlara unuttum derim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!