Tüm günahları yüklenip; geçmek istedim azgın akan nehrin kırık dökük köprüsünden.
Dar patekalardan geçip; dağ zirvelerinde uçkun mutluluklar uçurmak istedim.
Sert poyrazlarda ellerim yalnızlığın ayazında üşürken.
Çocukça düşleri astım yorgun gözlerimin hüzün akan gerçeğine.
Issız kulubelerde yaşayan mutsuz çocuk bakışlarında titredim yoksulluğun içindeki yoksun cümlelere.
Ateşle barut gerceğine bir kıvılcım bıraktım.
Büyük yangınlarda sınadım yok oluş gerceğini.
Sonra sustum bir köşede puslar arasında.
Yağmur düşlü adamların göz yaşlarında sınadım sevginin öznesini.
Mevsimlerin aynasındaki renklerde hüzünü ve mutluluğu ararken taradım ak düşen saçlarımı zaman aynasında.
Çicek toplayan mutlu çocukları seyrettim uzaktan uzağa, bir yağmur ertesinde hüzün çicekleri açarken gözlerimde.
Sarışınlığın hükmünü sınıyordu sonbahar.
Hüzün gözyaşlarında toprağa verirken öz evladını ağaçlar.
Keskin sözcükler kısık sesimde boğulup uçuyordu kocaman boşluğa hiç olmanın hükmünde.
Gün ağrığı sabahlar mutluluğa gülümseyen güneşin zaman tünelindeki pas kokan koridorlarında sınıyordu yok oluş gerceğini.
Maviliğin hükmündeki dünyaya kızıl rengi inatla koyuyordu gün doğumuna.
Bir genç kız saçını tarıyordu aşk terasında gün ışığı vuran saçlarındaki güzellikler mutluluğa gülümsüyordu.
Fahişeliğe bulaşmış sözcükler ağzımın pasında arıtıyordu kendini kötü kokular arasında.
Sarası tutmuş bir delikanlı modunda kendi yılkılarından yeniden doğmanın isyan çığlığı yankılanıyordu dağlarda.
Hovarda gönül, kendi surlarından aynanın aksına düşen zaaflarında utanç duvarlarını yıkamamanın acziyetinde izliyordu zaman kervanında yol alan kafileleri.
Engereğin katil gözyaşlarından düşüp, masumiyete bürünen zehrinde.
Sonra da, avını yutmanın mutluluğunda.
Ben, yağmur düşlerimi süslüyordum boğazımda boğulan sözcüklerde.
Acı gülümsemeler, yaşanmışlığın çizgilerinde remil atarken yaşam gerceğine.
Şimdi, sütre gerisinden izole ettiğim yaşam formunda varsıllığımı sınıyorum yok oluş gerçeğinin kızıl renginde.
Yaz kelebekleri kırgın düşlerime kanat çırpmanın
hüznünü yasatıyor bana rengârenk kanatlarında.
Savaş arabalarının gölgesinde uykuya dalan biçare bir savaşçımıydım ki, uzayan yanlızlığımı kutsarken geceye remil atan yıldızlı gökyüzündeki yıldız ışıklarında.
İyi ve kötü arasındaki keskin ayrılığında kendi git gelleri arasında zaman değirmeninin eleğinde elenirken can damlaları düşüyor eleğin altına ya,
Bir yudum can olmanın babında öykülerin gizli koridorlarında.
Kayıt Tarihi : 7.08.2026 13:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!