On üç yirmi sekiz, beş temmuz.
Dinç bir yağmur sesi,
Burnuma geldiği an toprağın kokusu.
Anladım ki gerçekten yoksun artık.
Baktım ki ilk önce sesini özledim.
Bulutlarda yelken açan bir gemi düşün,
Bir özgürlük.
Niyetin önemi yok, önemli olan düş'ün.
Bir garip düşkünlük.
Esirisin kendinin,
Bu aralar öyle bir sıkışığım.
Değil iki duvar arasında.
Hayalim kaybolmak sadece
Gerçek bir gün ışığında
Çok zor değilimdir aslında
Ve kalanın hepsini sardım
Şansımı fazla zorlamadan
Başka bir duman daha aldım
Güneşin batışını aldırmadan
Kalan içkiyi de kokteyl yaptım
Tanrıya şikayetim var.
Elinden zamanın.
Eskitti kuvvetlerimi büsbütün.
Durmakta hep yeni kendisi
Başıma öyle müsibetler düştü ki;
Güya demirlerdi onlar.
Son günlerde hep aklımda şeytan
Kıpkırmızı auram ve fikrim firarda
Aynaya tebessüm eden günahlarla gözlerim,
Bana beni yine suçlu gösteriyor.
Son günlerde hep aklımda şeytan
Kayboluyorum ciğerimde dumanlarla
düşümde canlı renkler,
şeytani şemsiyler.
önüme yollar açılır
aklımı yarılar kent
Tanrım affet bozuk üslübum
Denedim üç dakikayı doldurdum.
Hissetmek istiyorum seni
Anlamak ne istediğini
Bu kadarı fazla mıydı, değil miydi?
Ya da eksik.
Öfkeye çare nedir?
Susmak mı?
Topraktan kurtulmanın tek yolu uçmak mı?
Tekrar doğmanın şartı ölmek mi?
Parlamanın tek şartı yanmak mı?
Benim yaptığımsa yakmak kendini
Gerçek hayat bu, her şey gerçek.
En temiz yerinde gönlümün salgın var.
Yalnız sapsarı zihnim, kalan renk çok soluk.
Doğru hayali kurmadım diye yine.
Öyle açık ki mesaj, görmek istemiyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!