geceye asılan parfumünle donatıyorum ciğerlerimi
bir tinercinin tinere bağımlılığı gibi
aşılıyorun kokunu tenime
tenim, tenin kokuyor...
Adem’den olma
Havvadan doğma ask tanrıçası
sana yazdığım şarkıyı dinle!
sarhoşum
salyalı dudaklarımda piti piti saklambaç oynayan aşklar
hayat virajında giydirdiler sevda gömleğini
tanıyamadım
son durakta tanıdım giydirdigin gömleği
deli gömleği!
kalmasın hiç kimse
tımarhanede sevgili bekler...
çıkarmak için hep genç
delirdi sevgili ve gidiyor usulca
duyguları dinamitleyip
dudakların, dudaklarıma geç
gözlerimin keskinliğinde
ihanetin solunda
kalp virajında-
hayat yolunda bir kavşak
seni bekliyor yavşak!
düşüyor yapraklarım
hadi gidelim, üşüyorum
sarmıyor artık bedenimi bu kent
hadi sevgilim, kalk gidelim
firari aşkların sancıları sızmış bu kentin dört bir yanına
matem kokusu var
sancılar, acılar fışkırıyor gecelere
âşığın tesellisidir şarkılar
sensizliğin en dehşet anları
herkes tanır beni bu kentte
kaldırım taşlarına düştüğüm
sarhoş gecelerden geliyorum
- yetim gülüşlere vurulurkene -
saklıyorum seni ceplerimde
gecenin umudunda
gidenlerin acısını taşırsın gözlerinde
bilirsin, en güzel aşk
sevgiyi sevmenin tadıdır ürkek bir yürekte
bir tebessümdür aşk çoğu zaman
- gidenin yasın da kalmış olsa da duyguların –
yaşlı moruğun notlarını okudum
yalnızlığı biraz daha anladım
çaresizliği
insanların insanlara yenikliği
hep ağlamaklı, aciz
payda`sın, pay`ın terkettiği
sevilmek için beklediğin
aldatıldığın
inlerkene hüzünleniyordun
korkuyordun
ya birileri duyarsa bana vuruştuğunu?
yaşlılıkta daha da ağır geliyormuş dedi-kodu
korkuyormuşsun herşeyden
kendinden
aşktan, benden
sonra hep beraber; birbirimizden!
kardan adamlar musallat oluyormuş insanın hayatına
güneşine dargın!
onlardan da korkuyormuşsun
kesiliyormuş güneşinden umudun
sevgi yetişmiyormuş imdadına!
hani…
hani herşeyi kaybettiğini sandığın o bahar sabahı!
yollara savrulmuştun da
bir daha dönmeyeceksin sanmıştın
seneler sonra tekrardan gelmiştin
işte öyle oluyormuş insan yaşlanınca!
kaybediyormuş
buluyormuş
kaybediyormuş
buluyormuş
sonra
s.ktir olup gidiyormuş!
ömür bitiyormuş…
ilk sevme eyleminde tutuklandım,
sürgün edildim gözlerinde,
şüphesiz müebbet yiyecektim.
aradan çok zaman geçmeden
firar etme girişiminde bulundum,
başaramadım!
Karanlığın ucunda kanayan bir aydınlık parçası vardı. Aynada kanayan yüzümün eksikliği, hapsolduğum o karanlık gecelerde aydınlanan gözler de değildi. Bir yalnızlığın çığlığına eşlik eden aşklar senfonisi var gecenin ucunda. Sevgi/li/den firar eden âşıkların hep bir ağızdan dillendirdikleri. Her nakaratında acılara nakaratlanan ve o maskeli balolar. Hani, hepimizin sahte gülümseyişlere büründüğü o balo salonlarında bir karambol kalabalığı yaşanır ve her adımda biraz daha eksildiğini hissedersin. Öfkelenen yüzüne yapışan küfürler, geçmişin acısını hissettiğin her an bir kamçı gibi vurur yüzüne. Çıplak bir bedene ağlamak hiç bu kadar yakışmamıştı; bir kaç damla gözyaşı ve ağlamanın ayıp olmadığını söylüyorlardı gece yarıları.
Demdir yüreğimde, tanıdık bir ses çınlamaya başlıyor kulağımda, ve tüm heybetiyle sol yanıma bir can düşüyor. Kesilen soluğumda hissettiğim her adım biraz daha geçmişe bağlıyordu. Evet, doğru; geleceğe, geçmişten gidiliyordu. Gelmişini, geçmişini birbirine karıştıran bir ağıdın başında akıyor musluk, tüm kirlerinden arınmak için biraz daha yaklaşıyorsun geçmişe ve öfkelenen bedenini küfürler bekliyor sabahın alaca karanlığında. Korkma! Sadece bu senaryonun bir figüranısın sen! Sessizliğe karışacak çığlığın ve tüm kelimeler ruhunu şaad edecek bu sahnede! Çığlığına ses getir, kaybolacaksın `karanlık senaryo`da! ...
I
hayatın omuzlarıma bindiği bir akşam üstüydü
acıların merkezine
yalnızlığın başkentinde
burjuvazi aşklar yaşanıyordu
kısa metraj aşk
siyah- beyaz kısa metraj filmler
fragmanlarında başrolleri paylaşan utangaç âşıklar
gözlerine yabancı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!