Halil İbrahim sofrası henüz kalkmış iken,
Kardeşler toplanıp kardeşi kem bakmış iken,
Bir mektep açılmış ki güzel Yusuf adına,
Konudan ders çıkaran var mı, yok mu, bilen yok.
Girin dostlar, girin Yusufiye mektebine.
Girin dostlar, girin Yusufiye mektebine.
Daha kıtlık, açlık gelip baş göstermemişken,
Firavun düşünü görüp tabir sormamışken,
Bir imtihan başlamış ki şu hayat uğruna:
Yedi sene al da ver, kalan var mı, soran yok.
Girin dostlar, girin Yusufiye mektebine.
Girin dostlar, girin Yusufiye mektebine.
Birbirine bakıp sınıf atlama telaşı,
Faniliğin unutulup bekalık yarışı...
Utanır, bakamam bu uygarlık tablosuna;
Kiminin tuzu kuru, kimine başka şans yok.
Girin dostlar, girin Yusufiye mektebine.
Girin dostlar, girin Yusufiye mektebine.
Zindanı mektep bilenler geçsinler en öne,
Kendini tekrar edenler kalsın yine bu sene.
Sabredip çalışırsan alırsın meyvesini,
Yoksa kalırsın kırk yıllık hatrın telvesine.
Girin dostlar, girin Yusufiye mektebine.
Girin dostlar, girin Yusufiye mektebine.
Çelik gibi iradeyle, kale gibi gövdeyle,
Kimliğini koruyup esaret bilmeyenler,
Girin, sizler de girin! Girin dostlarım, girin...
Mesut der: Her bir yanı gösteriş, şaşa kalsa;
Yaltakçılar önünden gidip kılavuz olsa,
Her kestirmeyi yolun vardırır sanma, dostum.
Zahmet bilmeyenlerin bu mektepte yeri yok.
Halini, konumunu aldanıp kanma, dostum;
Hikmet bilmeyenlerin bu meşrepte yeri yok.
Kayıt Tarihi : 16.07.2026 06:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, Barış Manço’nun “Halil İbrahim Sofrası” adlı eserine bir nazire olarak yazılmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!