Masanın üstünde bir kandil, titrerken can çekişir her an,
Zihnimde bir mahşer provası, her kelime kopan bir feryat-ı figan.
Ben ki; Sezai’nin sürgünlüğü, Akif’in o hiç dinmeyen sızısıyım,
Kendi ruhunun karanlığında boğulan, bir demin son yazısıyım.
Yorgunluğum şahsi değil; bir Doğu Türkistan sabahıdır yüzüm,
Filistin’de yıkılmış bir duvarın dibinde, kurumuş bir gözdüm.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta