Gel, seyreyle hâlimi de gülümse biraz.
Besmelesiz başladığın bu aşkın bedelini dağıtıyorum bu gece…
Tıka basa bu şehri yemişçesine dolaşıyorum
seni unutamadığımdan beri;
Her an istifra etmeye hazır bir hasta gibi…
Bu yatalak hislerimle fazla ömür biçilmez ya,
İşte yaşıyorum.
Bu aşkın ardından
Kanaya kanaya seni unutmaya tutunmak
Tüm günahlarımın kefareti oldu.
Caiz değildi böyle bir sevdaya o yürekle çıkmak
Ama “başlamak yolun yarısıdır” dedin
Ve yolun yarısında soluğumu kestin…
Ben şimdi sessizliğini çağırsam,
Koşa koşa gelir yanı başıma;
Öyle bir armağan verir ki,
Ben yine tanımadığım kim varsa,
Merhabam bile yokken sırdaş kesilirim…
Sahi, sen kimlerle arkadaş oldum
bilmiyorsun değil mi yokluğunda?
Ya da kimlerle kavgalıyım?
Züleyha ile küsüm mesela bu ara;
“Gözyaşını sil” deyip benimle dalga geçmesinden sıkıldım.
“Yürek taşı” diyorum, anlamıyor.
Sanırım sıfat körlüğü var kendisinde…
Bu sabah, hangi makama ait olduğunu bile bilmediğim bir türkü düştü radyoya,
Seni hatırladım.
Aynı senin gibi bilinmezdi bende…
Sen yoksun ama
iki metre boyuyla, iri yarı yokluğun;
Aptal, âşık kimliksizliğim sürekli seni anlatıyor bana…
Biliyorum ki gerçeklerle asılsam,
Etrafa kokun yayılır;
İdamın verilir yüreğime…
“Ya Gani” deyip yüreğime sürsem de elimi,
geçmez bu ağrı;
“Ya Muğni” deyip kurtulmak istesem de
düşmez bu hastalık benden…
Bu yüzden sabah akşam okuyacağın
salavatlar bile kurtaramaz seni.
Bil ki tüm ef’âlinde sebep benimdir…
Açık kırıklar gibi sert bir mukavvaya sarılsa şu kalbim
Ve tek bir şok bakımla iyi olsa diyorum bazen…
Ama bu kadar açıkken bu kırık,
Ve bunca eziyete maruz kalmışken, kısır kalmışken,
Kim alır bu kalbi, söyle…
Ya peki dul kalmışken gözlerim,
Söyle, kim okumaz yalnız bırakılmışlığımı…
Şimdi gitmeye kalksam,
Her sokakta terk edilmişliğim var…
Yorgun düştüm; şiirlerden, romanlardan, her şeyden…
Susayım ben en iyisi şimdi…
Zaten bugün çok konuştum.
Kayıt Tarihi : 7.08.2025 20:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
20'li yaşlarımda karaladığım yürek döküntülerimden.




Öyle güzel kalbin var ki, sana bunları hissettiren kişiye hala tüm acısıyla sahip çıkıyorsun.
Kalemin güzellikleri yazsın bundan sonra inşallah kalbin gibi..
Güzel bir kalpten bahsedeceksek o senin kalbindir emin ol. Teşekkür ederim can'sın.
Metin boyunca imgeler oldukça çarpıcı. “Tıka basa bu şehri yemişçesine dolaşıyorum” dizesi, içindeki doluluğu, taşıyamadığı ağırlığı çok somut bir şekilde yansıtıyor. “Baş parmağıma unutmayayım diye seni sevdiğim asılmış” ise hem fiziksel hem de duygusal hafızanın aynı noktada birleştiği nadir bir ifade.
Şiirin güçlü yanlarından biri, aşk acısını aktarırken yalnızca romantik bir dil kullanmaması; bunun yerine yer yer ironi, yer yer dini göndermeler ve günlük hayata dair küçük gözlemler eklemesi. Züleyha ile “gözyaşını sil” üzerinden edilen kavga, bu duygusal yoğunluğun içinde neredeyse kara mizaha yaklaşan bir nefes alanı yaratıyor.
Finale doğru ton giderek daha ağırlaşıyor. “Her sokakta terk edilmişliğim var” cümlesi, mekânın bile kişisel bir acının parçası haline geldiğini gösteriyor. Son satırlardaki “Susayım ben en iyisi şimdi, zaten bugün çok konuştun” ifadesi ise, hem okura hem de kendine söylenmiş bir kapanış gibi; yorgun ama hâlâ kalbinde taşıdığı ağırlıkla.
Bana göre bu şiir, aşkı bir hatıra olarak saklamaktan çok, bir yara olarak taşımayı seçenlerin metni. İçinde hem öfke hem de vazgeçememe var; bu yüzden okuyan, yalnızca bir aşk hikâyesi değil, bir insanın iç muhasebesine de tanık oluyor.
Öyle seversin ki arkadaşım, yara izi olarak bile kalsa hayatında onu yok saymak istemezsin.
İlk aşk; ilk kanayış, ilk yanış, ilk yakarış herşey olmustur çünkü
Muhasebende , eksilere yetişemese bile artıların onu var etmeye devam edersin. Çünkü o kalbine en büyük yenilgindir..
Bu yenilgiyi görebiliyor, okuyabiliyor ve hissedebiliyorsun Olcay.. ve ben bu hissedebilen kalbini seviyorum arkadaşım.. eyvallah.
TÜM YORUMLAR (3)