Bir garip bülbül olmuşum,
Varıp dalına konmuşum,
Goncaların burcu burcu,
Bil ki sana vurulmuşum.
Al eline ellerimi, Ruhsuz gösterme tenini,
Her yerde bir bağlantı var
Adına köprü diyorlar
Kâh dağlar arasına,
Kâh yollar ortasına,
Kâh sular üstüne kurulurda kurulur.
Şimdi uzay köprüsü kuruldu.
Âzrâil tanımaz beni,
Bir alıp vereceğim yok.
Feleğin işi bu belli!
Kıvırmanın gereği yok.
Hak, hukuk, insan denince,
Seni severek yaşamın kıyısına tutundum,
Seni sevme umuduyla hayat buldum.
Oysa şimdi kendimi,
Bir çıkmaza yapılan yolculukta hissediyorum
Bir bana kapalı tüm kapıların…
Bahtıma doğdun doğalı,
Hasretin kâbus gibi çöküyor üstüme.
Zifiri zindanlar oluyor sevginin makamı.
Küçücük memnuniyetler arıyorum düşlerimde,
Yüreğine prangalandığımdan bu yana…
Hele bir gel!
Gel dudakların soluksuz kızıllığında,
Yanakların allandığında,
Kanın aşk ile kaynadığında,
Avın avcısına tav olduğunda göreyim ben seni…
Parlayıp yansa da bir yanım,
Karanlık yüzüme esir düşmüşüm.
Ayaz çalmış dilim!
Dondurmuşum, üşütmüşüm,
Dalında çiçekleri zamansız döktürtmüşüm! ? ...
Çok zengin olanlarımız olsa da;
İlkokula yazıldığımızda giyerdik,
Beşi bitirince çıkarırdık aynı önlüğü.
Bayramdan bayrama giyerdik yeniyi.
Şimdiki gibi bu mânâda her gün bayram değildi! ...
Yüreğindeyse aşk,
Ah bir dokunabilsem!
Gözlerindeyse cevap,
Ah bir okuyabilsem!
Iki masum güvercin civanız gurbet kuşları misali;
Biri ben,
Uçurumun kenarına,
İğreti bir yuva yaptım.
Seyre daldım kederleri
Keyfimi içine attım.
Koptu kopacağı kadar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!