sultan sülaymana bile aman vermiyorsun
ne erken nede geç tam vaktinde geliyorsun
görünmez bir mekansın şairim aranırım
EY ÖLÜM
var olmanın nefsiyle yok olmanın sessizliği
bizler için sadece teoriden öte değilmi
Ne duruyorsun
koşsana bana
canım sevgilim
bilmem ki neden naz ediyorsun
seni sabah ezanında bekliyorum
sabah serindir
pencerenin buğusuna yazdım
seni düşünüp derine daldım
yasaktı temas yasaktı sevdam
bende ağaca yazdım
bende avucuma yazdım
bende sulara yazdım
Param parça etti ciğerimi
kanser denen bu illet
sardı her bir yanımı
kemiriyor içimi
her nefes alışımda hasretin tüter içimde
her nefes verişimde adın çıkar ağzımdan
biz öyle bir mahlukatızki
karıncayı incitmekten ürker
birbirimizi kırmaktan
zevk alırız
dar gününde ALLAH der
camiye koşar
Ez tora heskana ez tora heskana
güneşin yada yağmurun altında
ay ışığında yıldızların koynunda
topraktan yorganım olsan
senden gelse ecelim
ben yinede ez tora heskana
Beni en çok fakir çocukların
bakışları etkiler
kendilerinde olmayıp ta
arkadaşlarında olanı anlatırken
bir bakışları vardır ki
insana bütün prensipleri lüks gelir
Taştan sedirdi hayat üzerine sırtımı verdim
sıra sıra oturdular göğsümü dağlara verdim
beş adımlık ışıksız odamda yıllarımı verdim
çok ağladım kimse bilmedi ser verdim sır vermedim
ekmeğime tütün kattım heder oldum
herkes saltanat sürerken ben perişan oldum
Fatoş fatoş fatoşum
sevdim seni bir hoşum
gece ayık gezmem
gündüz ayık gezmem
aşkınla ben sarhoşum
Anlamadığımı mı sanıyorsun
başıma birini sarıyorsun
senden gayrisini severmiyim
sen kendini kandırıyorsun
senden istediğim bedenin değil
beni isteme önemli değil




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!