Şimdi yatsam uyusam
Bir baksam sabah olmuş
Pencerem açık kalmış
Tatlı bir meltem dalgalandırmış perdeleri
Tanıdık sarı sıcak nevresimim
Uzaklardaki martı sesleri
Tamir ederken bozulmuş bir cihazı
nasıl son bir parça kalırsa elinde,
zamanında bir parçası olmuşsa da aletin
artık hiçbir yere yakışmayan
Artık bir mısra kalır elimde
ne zaman bir şiir yazsam sana
Ortası yok bunun...
Anlamıyorsun…
Bir deli dolu aşığım sana,
bir kanlı bıçaklı düşman.
Önce… Düşlerim dudaklarını, tenini
Sonra vururum başımı duvarlara,
(Çekeceğimi çektim, başka mı, tövbe Tanrım
Bundan sonra yeniden aşka mı, tövbe Tanrım)
...
...
O yanımda yürürken şöyle dönüp bakardım
Anlardım ki varlığı ömrüme bir hediye
Gözlerini açarak katran karası güne
Yüreğini bir sabah güneşe verir misin?
Gidercesine sonu olmayacak sürgüne
Issızlıktan usanmak nasıldır, bilir misin? ..
Gözlerin,
Yeşil ormanlar kadar yeşil
Mavi çiçekler kadar mavi
Siyah bulutlar kadar siyah
Derin kuyular kadar derin.
Hiç bu kadar mutlu oldun mu, söyle
Bak bulutların üzerindeyiz
Ne savaşlar, ihanetler, ne de ölüm var
Her şey şarkılarım kadar saf, temiz…
Dünyada bıraktık çirkinlikleri
Beklersen beklentisiz bekleyeceksin
Özgürce aşkına tutsak
Bileceksin ki dünyada yok olmadığı bir şehir
Ona çıkmayan sokak
Ey sevgilim, yarim, ulaşılmazım
Yüzünü güldürür benden gayrısı
Seslenirim sana dönüp bakmazsın
Yönünü döndürür benden gayrısı
Hasretin yaksa da ellerim varmaz
Bu gök barındırmaz mı beni
Günah sevdalarımla
Bu deniz,bu kaldırımlar
Suçlarcasına göz kırpan
Karşıyaka ışıkları
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!