Ne sarı yaprakların dökülüşü bu, ne de bir mevsim sonu,
Bu yedi yıldır göğsümde sıkışan bir coğrafyanın uğultusu.
Zaman dedikleri o sinsi ve kirli nehir,
Aramıza yedi koca kilit, yedi koca sonbahar vurdu.
Ama ben yenilmedim bu çoraklığa sevgili,
Ben senin o her bakışında ihtilaller büyüten gözlerinden,
O her susuşunda dağları ayağa kaldıran kadınlığından,
Hasretliği bir nehir gibi, bir zehir gibi,
Kana kana damıtıp içtim de geldim!
Özlemek... Dudakları çatlamış bir toprağın yağmuru beklemesi gibi değil,
Şafak sökerken kurşuna dizilen bir inancın haykırışı gibi özledim.
Yedi yıldır hangi yana dönsem yüzünün o eşsiz haritası,
Hangi kavgaya girsem teninin o keskin pusulası...
Bizi bu ayrılıkla terbiye etmek isteyenlere inat,
Seni sevmek, bu en zor güzün ortasında,
Yeryüzünü yeniden yaratmak gibi bir şeydi.
Varsın kuşatsınlar ömrümüzü yedi iklim, yedi fırtına,
Varsın dökülsün bu ömrün en zor yaprakları.
Sen orada bir başıma büyüttüğüm o devrimci sığınak,
Ben burada hasretini mermi gibi göğsünde taşıyan militan.
Bu sonbahar da geçecek sevgili, bu yedi yıllık karanlık da...
Ve biz el ele tutuştuğumuzda,
İşte o gün geldiğinde baharlara yelken açacağız
Kayıt Tarihi : 1.06.2026 18:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!