Yaşar Ertaç Şiirleri - Şair Yaşar Ertaç

Yaşar Ertaç

Çölde kalmış, sevgiye aç, yanmış yüreğim;
Kalbime düştün bir damla, yağmur yüreklim.

Sevgisiz ne anlamı var, nefes almanın;
Sevgisiz ne anlamı var ki, yaşamanın.

Devamını Oku
Yaşar Ertaç

Ben insanım;
Dalında çiçeği severim,
Çiçekte kelebeği,
Kovanda arıyı severim.
Dağda çobanı severim,
Kırda otlayan sürüyü,

Devamını Oku
Yaşar Ertaç

Gül kurusu gibi solgundu gece;
Gece gibi uzundu kış.
İnsan karamsar;
İnsan yalnızlık içinde...
Kalp sevgiye hasret;
İnsan sevgiliye.

Devamını Oku
Yaşar Ertaç

İşsizlik büyük bir sorun,
Üretim olmuş minimum.
Eğitim olmuş tam bir felç,
Sağlık hasta olmuş tam felç.
Hırsızlara yer olmasın,
Hak edenler hızır gelsin.

Devamını Oku
Yaşar Ertaç

Dakikalar saatler;
Bir yarış halindeler.
Bir meçhul gemideyiz;
Geçiyor aylar yıllar.

Altımızda ateş var;

Devamını Oku
Yaşar Ertaç

Hiç gülmeyecek mi anneciğim, bir gün yüzün;
Bitmeyecek mi gönlündeki ebedi hüzün?
Ne olur Allahım onunda nur yüzü gülsün,
Emret ki o da fani dünyada bir gün görsün!

Devamını Oku
Yaşar Ertaç

Gözler kahverengi olunca güzel;
Gözlerinin içi gülünce güzel.
Bir ömür seninle olunca güzel.
Hayat sevince, sevilince güzel.

Seninle göz göze gelince güzel.

Devamını Oku
Yaşar Ertaç

Bıçak körelir, kesmez;
Orak körelir, biçmez;
Eğe körelir, eğelemez,

Bazen günler, gelip geçmez;
Kalp körelir, sevmez;

Devamını Oku
Yaşar Ertaç

Uğrunda ölümü göze almıştım;
Sönen külmüşsün, ateş sanmıştım.

Devamını Oku
Yaşar Ertaç

TREN YOLCULUĞU

1978 yılı nisan ayı sonu. Ağaçlar kış uykusundan uyanmış, çiçekler açmış, doğaya bir yeşillik hakim olmuştu.
Adana’da lise öğrencisiyiz. Hafta sonları Adana’dan Erzin’e geliyoruz.
Bir hafta sonu arkadaşlarla yolculuk için tren istasyonuna gittik. Trende bir boş yer bulup oturmuştuk. Yan tarafımızda yetmiş yaşlarında sakallı bir adamla karşı tarafında elli yaşlarında başı açık bir kadın oturuyordu. Yanlarında ise on yaşlarında bir kız çocuğu vardı. Kadına baktım, sanki şeytandı. Yaşlı adamı trenden dışarı salıyor, çikolata aldırtıyor, yiyor. Tekrar gönderiyor, meşrubat aldırıyor, içiyor. Şişeyi salıyor, sakız aldırıyor, çiğniyordu. Yaşlı adamı bir türlü rahat ettirmiyordu. Adamın hiç sesi çıkmıyor, sesiz, uysal, başını sallayıp “Peki”, diyip gidiyordu.
O sırada terene aksakallı, bakımlı, dinç bir adam bindi. Kadının yanına gelerek karşı tarafı gösterdi.

Devamını Oku