Bir zamanlar herkes için koşan biriydim ben.
Gece yarısı telefon çalsa,
Gel deseler, ayakkabımı bile bağlamadan fırlardım.
Kendimi adam sanıyordum,
Herkese yetişmek bir erdemmiş gibi.
Oysa herkes için kullanışlı bir yedekmişim…
Onlar kahkaha atarken ben fon müziğiymişim
Sonra bir gün düştüm.
Gerçek anlamıyla düştüm
Dizlerim yere, kalbim duvara, gururum uçuruma.
Telefonu açtım…
Bir kişiyi değil, herkesi aradım aslında.
Ama kimse duymadı sesi.
Ya meşguldüler, ya uzaktaydılar,
Ya da hep söyledikleri o cümle
Bir şey olmaz sana.
Nasıl bir yalandı bu…
Ben kırılırken, herkesin nasıl olurda
Bu kadar rahat yüz çevirdiğini hâlâ anlamıyorum.
Başkasının başına gelse kahraman kesilenler,
Benim acıma gelince gözlerini kaçırdılar
Sanki görünmez oldum,
Sanki varlığım sadece onların işine yaradığında hatırlanıyordu.
Hafta sonu halı saha örneği bile büyük ders oldu bana
Yedi kişi tamam, biri çıkınca
Herkes birilerini aradı, isimler uzadı gitti.
Ben?
Ben son ihtimaldim.
Hani bulunamayınca mecburen yazılan,
Sadece sayı tamamlansın diye hatırlanan kişi…
O an anladım
Ben insanların hayatında lazım olunca açılan çekmeceydim.
Ve yetmiyormuş gibi,
Bir de sevdiğim kız vardı…
Gözümden sakındığım, içimi açtığım,
Dost dedim, dert ortağım dedim, nefesim dedim.
Ama o bile görmedi beni.
Belki yoruldum, belki sustum, belki içime çöktüm,
Ama o…
O ilk vazgeçen oldu.
Bir selamı bile esirgeyecek kadar uzaklaştı.
Belli ki çoktan bitmiş benim için.
Belki de hiçbir zaman başlamamıştı.
Sonra bir gece aynaya baktım.
Yüzümdeki yorgunluk,
Gözümdeki kırgınlık,
Kalbimdeki küf kokusu…
Dedim ki kendi kendime
Bunca şeyi niye yaşadın biliyor musun?
Çünkü herkesi kendinden çok düşündün.
O gece kendimle hesaplaştım.
Kırık bir aynanın karşısında,
Titreyen nefesimin içinde
Kendime seslendim
Affet beni.
Seni hep ikinci plana attım.
Herkesi korurken seni yaraladım.
Seni hep onlar için beklettim.
Yeter artık.
O günden sonra bir şey değişti içimde
İnsanların maskelerini tek tek fark ettim.
Sahte gülüşlerini, çıkar kokan sözlerini,
Yalnızlığımdan faydalanan o gölgeleri…
Hepsini bir bir defterden sildim.
Şimdi kendi yolumda yürüyorum.
Kimseye yaranmaya çalışmadan,
Kimse beni görsün diye kendimi küçültmeden.
Çünkü anladım ki
İnsanların sahnesinde figüran olmaktansa,
Kendi hayatımın tek oyuncusu olmayı seçerim.
Ve bir gün…
Herkes kendi sahteliğine gömülürken,
Ben nihayet hak ettiğim ışığa ulaşacağım.
O zaman,
O gün bana bakmayan görmeyen herkes
başını kaldırıp bakmayı hatırlayacak.
Ama iş işten geçmiş olacak.
Çünkü kırgınlık insana çok şey öğretir.
Sonunda şunu anladım
Her insan değerlidir.
Sessiz duran da, içine atan da, bağıran da…
Kimsenin acısı kimseninkinden hafif değildir.
Kimse amaaan bir şey olmaz denecek kadar önemsiz değildir.
Bir söz, bir bakış, bir ihmal…
Hepsi bir kalbi kırmaya yeter.
Ve kırılan her kalp,
İster istemez bir kul hakkı taşır.
Bir gün mutlaka çıkar karşımıza.
Belki vicdanımızda, belki hayatın bir köşesinde…
O yüzden
Kimseyi öteleme, kimseyi son ihtimal yapma,
Kimseye geç gelme, kimseyi görmemezlikten gelme.
Çünkü herkesin içinde koca bir dünya var,
Ve hiçbir dünya yok sayılmayı hak etmez.
Ben artık kendi yoluma böyle yürüyorum
Kimseyi ezmeden, kimseye boyun eğmeden,
Her insanın değerini bilerek…
Ve en çok da kendimin.
Belki dünya sahte yüzlerle dolu,
Belki yalnızlık bazen kapıya dayanan bir fırtına…
Ama insan kalbinin ağırlığını taşıyabilenler,
Gerçek insan olmayı hak edenlerdir.
Gerisi rüzgâra karışır gider.
Kayıt Tarihi : 12.12.2025 19:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Erkan Tankut kaleminden...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!