Yanık Ağıt Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3130

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Yanık Ağıt

Üstüme çöken karanlık, dilsizce bekler,
Kaç yıl bitecek diye, rüzgâra hep ekler,
Ruhunun uzanıp söndürdüğü, gümüş mehtabı,
Kerem et, parıldasın diye bahtıma ser.
*
Kaldırma Ferhat’ı, bu kasvetli yamaçtan,
İnlerken kayadaki taşlar, feryadından,
Kendi nefesinden mi, yoksa neyden mi kopar o çağrı,
Bir ah etsin Şirin, hazin hikâyesinden.
*
Dönmez yüzünü, her an beni atıp, gam deryasında boğar,
Hasret bizi girdaba çeker, anı bizi her sözde boğar,
An o vuslatı, yitirdiğimiz demleri,
Döktüğümüz her damla, bizi kaç selde boğar?
*
Bir sevdanın çevresini sarsa, kaç engine sığar,
Eğlenmez o viranede, delice ağlar,
Kanayan bir yaraya, dönüşmüş ise bağ,
Turna, o dertli türküyü yakarsa çağlar.
*
Beni kuşatan duman, sessizce izler,
Kaç mevsim solacak diye, yaprağa hep gizler,
Gönlünün dokunup dondurduğu, o sıcak nefesi,
Lütfet, ısıtsın diye kışıma ver.
*
Ayıltma Kerem'i, bu kül dolu ocaktan,
Savrulurken, közdeki dumanlar ahından,
Kendi telinden mi, yoksa sazdan mı duyulur o yankı,
Bir ses versin Aslı, derin iniltisinden.
*
Görmez halimi, her dem beni tutup kor ateşlerde yakar,
Gurbet bizi tuzağa iter, zaman bizi her demde yakar,
Düşün, o neşeyi defnettiğimiz seneleri,
Verdiğimiz her soluk, bizi hangi közde yakar?
*
Bir ateşin etrafını örse, kaç kiremite sığar,
Duraksamaz o hanede, çılgınca yağar,
Sızlayan bir mateme, bürünmüş ise dağ,
Ozan o yanık ağıdı, söylerse doğar.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 18.1.2026 21:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!