Karşı koyamayacağım günah peşimde
Gittiğim yol kapısız labirentlere çıkıyor
Aklımı başıma alıyorum dalıyorum ufka
Sevaplara dokunmadan esiyor günah.
Nakarat sarkilarin esliginde
Alabildigine bir haz icimdeki
Kentlenmis kalbim gülücüklerimle
Sevisir durur icimdeki bir ben kendimle!
Üflerken gün meltemini, o tatlı gül yüzüne
Gülücüğün gamzelerimde kahkaha atıyor.
Bilmezsin içimde yanıp sönen bir volkanı
Her gün lavlardan ırmak olup sana akıyor.
Sen benim kalbimi kırdın;
Hala o senin
İçlerimdeki paramparça kırıklarınla yaşarken
Acıyla içimin en derinliklerindeki
Kör kuyuya düşeli kırk yıl geçti sevgili.
kriterlerim uyumsuz
bozbulanik renkler
domino taslari yerinden oynadi
kalbim baska beynim baska
gülmeye giderken agliyorum
Sor kızıl akşamlara, yüklemiş günaşırı dertlerimi
Şu mor gecelerinde parçalanmış kederlerim saklı
Hiç uyanamadım ki koynunda pembe şafağı
O günden bu yana, en içli ağıtlarla yaşıyorum sevgili.
Sormuyor mazi, suskun resimler, hayaller dargın
Her yıl gezdiğim mahalledeyim, yokluğun da yanımda
Sessiz o bakışların gözlerimden gitmiyor, unutulmuyor
Derin bir ıssızlık içimde şu an, gözlerim sel gibi akıyor
Sen bakıyorsun her köşeden, sen akıyorsun her yerden.
Kaç yıl oldu saymadım, unutulmuyor hiç, kimi güzellikler
Önce bir ateş gibi düştün içime
İçimde yandın, yaktın yıllarca kora dönüştün
Kah bir volkan olup lav püskürttün, alev alev
Kah gri bir duman..
Hiç sönmedin ya.. her yerimde hala kıvılcım...
İçime akıp doluyorsun, tasnim suları gibi
Taşıyorsun bendimden, bayılıyorum seni içmeye
Yaşanmamış baharların çiçekleri rengi o gülüşlerin
Kokladığım sirrus tenin, sanki bir misk-i amber
Yadım olur ibadetimde, dudağımdan düşmez adın.
Bilir misin vefasız sevgili,
Ben kendi dünyamda paramparçayken
Onca yıldır yıkık-dökük içimdeki seni
Toparlamaya çalıştım hep.
Şimdi bir yığın dert,
Dağlar gibi yığılı ruhumda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!