Gülü soldurduğun gün, an dargın sana
Bir içim su gibiyi oysa şu hayat bana
Çektiğim hava zerre tat vermiyor artık
Verdiğimse zehir geliyor sevgili bana.
Taht kurmuş kuşlar ağaç dallarına
Rüzgar saksafon, yapraklar vokalist
Salınıyorlar bir o yana, bir bu yana
Ötüşüyorlar binbir makamda kuşlar.
İnsanın içini derin sevinç kaplıyor
Seher yalıyor günün ufkunu
Saçak, saçak sisler dehlizinde
çığ düşmüş yeşil yapraklara
Dağılıyor nem, demli demli
Sarıyor gönlümü şafakta sevinç.
Sessizlik dışımdaki, içimdeki amansız fırtına
Bekliyorum boynu bükük ıssızlığın kollarında
Büyü bozuldu, sihirli kelimeler neden suskun
Attığın dertler içimde, buna nasıl can dayanır.
İçime akıp dolduruyorsun, tasnim suları gibi
Sen taşıyor bendimden, bayılıyorum içmeye
Yaşanmamış baharların çiçekleri rengi gülüşlerin
Kokladığım sirrus tenin, sanki bir misk-i amber
Yadım olur ibadetimde, dudağımdan düşmez ki adın.
Ne var ki payımıza düşen bir gerçek, ölüm
Alnımıza yazılanı yaşadık, gelecek son gün
Dilimizden düşürmediğimiz sevgi ne olacak?
Kalpler kırığında, ben, sen birgün yalan olacak.
Kısa bir ömür biçilmiş şu hayatta payımıza
Kum taneleri çöllerin rengine dönmüş gözlerim
Günaşırı toprakların renginde kıpkızıl, sulanıyor
Bütün sevinçler hüzne dönmüş sam rüzgarlarında
Yüzüme vurur delip geçer sinemi amansız yandırır.
Su kızıl akşamların eyvallahı yok, grup mat, gri
Seni gezdim bu gece
En ince kılcal damarlarından milim milim
Sonra kalbinde taht kurdum
Zümrütten, sedeften, yakuttan
Ne yana gitsen sana çıkıyor
Şu alemin sokakları
Ayrılıktan kalan hüzün gemlendi bahtıma
Hasretlerin çığlığı içimde özlemle haykırıyor
Korkarım bu günüm böyle, yarınım nasıl olacak?
Bağırsam da, çağırsam da kimseler duymayacak
Ve amansız bir acı inim inim inletecek yokluğunda.
Susamışım, çöllerdeyim sanki aşkına
Bir şeyler söyle sevgili, çevir beni (ş) aşkına.
İçimde kıymetlerinin pahası biçilmiyor
Edalı bakışlarının nazından geçilmiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!