Dilimden düşmeyen sırlı kelimeler
Hicret etti buzdan kutuplara, bembeyaz
Şimdi parmaklarım uyuşuk seni yazmaya
Satırlar kederli, yetim, ağlamakli bu aşka
Kimseler bilmez ki seni nasıl sevdigimi
Kimi aşıklar bahar kalacak, sen bir güz gibi
Her günün olacak sanki kutuplarda buz gibi
Sararıp solacaksın sonbahar yaprakları gibi
Dudağından dökülecek pişmanlıklar sır gibi.
Yaşadığım mutlu bir ömür, bir günde yandı kül oldu
Beslediğim naif duygular, çöllerdeki seraba döndü.
Sitemler edemiyorum, beddualardan korkuyorum
Sadece Yaradan,a yakarıp hep sabırlar diliyorum.
Anladım ki sevmenin karşılığı en sonunda boş kalacak
Yaşanmamış güzelliklerin,
Doğmamış güneşisin sen..
Sabır yüklü metanet gemileri,
Demir atmış gözlerimin kıyılarına.
Daldığım engin denizlerin,
Sırra kadem bastığın en son,
Aşkını alınca zaman, düştüğüm boşluğa feda ettim canımı
Tatmadığım hislerin rüyalarını deliksiz uykularda özlüyorum
Kehanet labirentinin kilitsiz kapılarının ardındaki gizli sırlar
Ah,la gelen vah,larımın ucsuz boşluklardaki haykırışları gibi
Şu yıldızlarda sanki, düşlediğim gönül vazomun kırılmışlığı.
(Tasviri) *
toplanmış melek, peri, huri çevrende senin
çekilmiş gözlerine sürmen, kaşların kalem
güneş altında yanmış toprak rengide yüzün
ne de endamlısın yürüyüsünle, ince selvi boylu.
Bir ben değil gün başladı matem yas havasına
Ağlamaklı gök karardı, gri çarşafını örttü üstüne
Çekildi köşesine sevinç, umutlar ve mutluluklar
Gerildi keder, gam, elem diz boyu karamsarlık
Sürüyor saltanatını hüsran, en acılı makamlarda.
Bazen, dudaklar mühürlü, dil bağlıdır.
Bazen de, ellerin ulaşamadığı duygular kilitlidir.
Bir bendenin içinde ılgın-ılgın bakan gözler,
Kelimeleri okumak için söylenmemiş.
Ermediğim rüyaların, hayallerin bendine
Kurulmuş acılardan cendereler amansız
Duyulmuyor sesim, ucsuz boşluklarda
Arşa eriyor acım, sızım bilinmeyince.
Uyuşuğum halimi sorarsanız, dertten
(4)
Söyleyin bana ölümün saatini?
Eğer yok diyorsanız,
Hala neden kırıyoruz birbirimizi?
2016




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!