Mazi boz-bulanık nehir gibi akarken,
duru bir su gibi gelir aşk
içmeden sarhoş olursun..
Beni görünce sal gözlerini gözlerime, sonra git
En acılısından bir ağıt yak, ağla doya doya
Mehtaba sor kalbini, ruhunu dinlet iç dünyanın
Geçmişi, geleceği getir gözlerinin önüne
Sor beni sana, acaba sen bende nasılsın
Kıyamete ramak kala at içindeki şüphe artışlarını
Bir derdim değil ki anlatayım, unutayım
Hangi birini çıkarıp atayım içimden sevgili
Sırtladım senden bana kalanları, şevkle
Hala da şekvam yok çeksemde bile bile
Yoluna düştüm, geri dönmedin ki vefasız.
Daha şimdiden ellerim üşüyor, temmuz'da
Kutuplardaki buz gibi bedenim, sarılmayınca
Ne yaptı seni sevmekten başka, bu kalp?
Atılmış bir çöplüğe döndürdün şu varlıgımı.
Aklımdan geçmiyor değil beddua etmek
Yaşadığım sensiz gün dert, gam, keder dolu
Hiç bir an sana benzemiyor, vermiyor teselli
Amansız kıyamet kopuyor içimdeki dünyada
Sanki bir yanım volkan, diğer yanım fırtına.
Bir cendere içinde sıkışmışım, kalmışım
Silinmez nice aşkların izi kalır her bahta
Yankılanır acıların hüzzamsı nakaratları
Elem, keder dolar satırlar, mısra mısra
Besteler boynu bükük, ağıtlı şarkılarla.
Gün yüzünü döner metanet senfonisine
Senden kalan hiç bir sey yok hayatımda
Ellerimi tuttuğun ellerinin sıcaklığı soguk
O pembe dudağının öpüşlerini unuttum
Senli mevsimleri bir mezara gömdüm.
Varsa bugünüm, maziyi sildim aklımdan
uzun yıllar sonra yine çocukluğumun,
altınlardan-elmaslardan daha kıymetli
mazilerini sakladığı memleketimdeyim..
değişmesin istediğim her şey değişmiş..
her yer farklı konumlarda.
sokaklar ve kaldırımlar..
"bir buz(dolu) ve iki buğday tanesi"
Kalp bilirmiş, akıl noksan olsa da
Güz yaprakları, birer birer solsa da
Aşk bedende metanetle eş değermiş
Dalınca sonsuz uykuya, sevgi bitermiş.
Gece sevgilimle el ele
Muhteşem bir hava, ılık
Yıldızlar altında geziyoruz.
Sevgilimin saclarını
Meltem rüzgarı yalarken
Yıldızlar ıslak ıslak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!