Gün aşırı yoğunluğun aktığı damacana
Cam sakızı rengine bürünür tutunca
Haşmetli yosuna sarılmış gri taşlar
Demini almış milyonlarca yıl önce.
Anlamsız kılan bizi bu sırlı manada
Kederin zevkim oldu, gözlerim doldu
Gizli gizli bir köşede çocukça ağladım
Sen gül diye dulara ettim Yaradan,a
Amansız hastalık(*) uğramasın daha sana.
(*) gögüs kanseri olup(yenen) eşime...
tutuldu dilim namertlere,alcaklara
cikan yok arka,yalniz bir basima
süzüyorum gelen yolu ve ötesini
görmedigim her sey,her seyin icinde!
yüklenmis madde dolu dizgin ruha
kapattın kalbine çıkmam imkansız, kilidi sende
hayatım baştan başa seninle en güzel bilmece!
bunalım, üzüntü, dert gülünce bir an da siliniverir
gönlümün çiçeği, yaşantımın rengi,ruhumun sevinci.
Ukte oldun içimde, kaldın iz gibi
Herşeyi unuttum bir tek sen hariç
Kalbim vuruyor metanet duvarlarına
Aşılmaz yükseklikte örüyor tuğlalarını.
Ben bugün gönül kafesinde mahpusum
Bugün seninle oturup karşıkarşıya
Kızıl bir akşam üstü, ya da mor bir gece
İstersen uyumayalım pembe şafaga dek
Sarılmak şart değil, anlatalım birbirimizi
Neden "biz" olamadık, soralım birbirimize.
Yalan değil, hala içimde bir duygu var sana
İmrendiğim bir tek sen varsın hala ömrümde
Reva gördüğün yalnızlığım seninle süsleniyor
Mabedimsin yüzümü dönüp sana yöneldiğim
İçimdeki dünyaları tek seninle şenlendirdiğim.
Bir dost bulayim dedim söyle, kendi kendime
Cok dertliyim ya! hal-hatir sorar bazen dedim.
Dost aradim sevenler le sevilenler arasindan
Anladim ki tek ben degilmisim, dost arayan dertli.
Silinmeyen ne kaldı söyle, ah edip derdine yandığımız
Sen verdin tadı tuzu, alnımıza yazılan kaderi, çileyi, kederi
Başa döneceğimiz yok ömür geçti, aradığımız günler çok
Şimdi avuclarımızda bir tutam umut kaldı, onu da felek aldı.
halesi ay kahve-rengi gözler,
rengini venüsten almış gümüş!
yıldızlar gıpta eder yanar-söner,
kimi kayar aşkla, kimi vals eder
yer-yüzü çiçeklerle donatılmış,
dağ-taş- renklerinde u/mutlu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!