Bitti düşlerimizde göremediğimiz baharlar
Dokunamadığımız bir çimdik, bir hiç kaldı elimizde
Şehrin kuytu sokaklarından silindi izlerimiz
Maziye gömüldük yaşayamadan birbirimizi
Kahırdan sarkılar şimdi bizim için çalan...
Geceler dedigimiz karanliklar sahi siyahmi
Ucsuz-bucaksiz mavilikleride mi görmediniz
Gecenin karanligini yaracak gözleriniz yokmuydu maviye
Ve hala geceler mi diyorsunuz zifirikaranlik lacivertlere.
Aşktan kalan tat,
yalnızlığında acıyan yaraların mehremi olurken
kapanan yaraların sızısıdır..
(gel gir de kalbime, gör bendeki seni)
Seni görmeyeli ne tadım var, ne tuzum
Renkler tonunu kaybetmekte gün-be gün
Kızıl akşamlar mor gecelere uzanmıyor
Pembe şafaklar artık sökmüyor ruhuma
Karşı koyamayacağım günah peşimde
Gittiğim yol kapısız labirentlere çıkıyor
Aklımı başıma alıyorum dalıyorum ufka
Sevaplara dokunmadan esiyor günah.
"Bir avuç illegal şarlatanlarla, bir bok sandılar kendini."
Elleri havada attılar sloganları
Yandaşları kustular riya şerliğini
Talan ettiler ağaçları, çiçekleri
Pislik cehennemine döndü her yer.
bazen gelir-gider akıllı, hep malik
şu insan denen muhteşem varlık
doymaya kanmıyor, nedense hep alık!
44
Bir insanın mutluluğunu ya da mutsuzluğunu içinde bulunduğu ortamdaki gelişmeler karekteriyle belirler.
Tutkum kalbin, tutulmuşum kafesinde mahkum
Senden gelen acılar ruhumun tek zevki oldu
Doldursa da gözlerimden akan yaşlar gamzelerimi
Mutluluğunda boğulmak beni yaşatıyor sevgilim.
Bütün cümleler kırıldı ay ışığında
Akislenir silüeti uçsuz boşluklarda
Kalbim sana ait bir liman lakin;
Tutuşturdun da gittin sevgili
Beni sıcacık sardığın gecelerin
Amansız, zifiri karanlığında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!