Sen Viyana gibiydin güzelim,
Ruhunun etrafı karanlıkla örülü surlardan.
Bense Osmanlı kadar hırslıydım,
Topu yetişememiş kanlı kalan yollardan.
Kaybedilmemesi gereken bir savaştı,
Yapılan bin bir plana ihanet bulaşmasaydı.
Ne kaybettiğime üzül ne de öldüğüme,
Tek vakanüvis alındığını yazamadı tarihlere.
Bir siyah kağıda sarmıştım bizi,
Gözlerini, ellerini, en çok da saçlarını...
İstedim ki görmesin eller hatırlamasın diller.
Onu benden iyi saklayacak tek kişiye uzattım,
Ardından soramadım,
Nerde, nasıl...
Gizlemeye çalıştım içimdekileri duygularım gibi,
Sahi, acı nasıl bir histi?
Hissetmiyor lanetlenmiş kalbim; bu beden ona ait değildi.
Dilemeye de darıldım,
Tanrı reddetti bin dilek hakkımı diye.
Kapısı eve açılmayan o balkonun içinde,
Ateşe uzattım Tan ağarmadan, son dalı üçüncü kere.
Ne gel demeye halim var,
Ne gelmeye mecalin.
Oysa ipek gelirdi kırık camlardan yollar,
Bundan sonra benim denizlerime de kar yağar.
Ola ki kıyamet kopar da gidecek yerin kalmaz ise;
Anahtarı yine ayakkabıya koydum,
Bir yabancı gibi kapıyı çalmayasın diye...
Kayıt Tarihi : 17.04.2026 08:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Binlerce yaban ve bir yabancı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!