Ezelden düşmüştü bu gönle, hicranın ateşi,
Ne sabır kâr etti, ne de devranın tesellisi
Bir gam ki, ne derman bulunur ne de tabibi
Bu beden nicedir, tek yaşatır aşkın çilesini
Nefsim için hizmet eden bir akılla yürüdüm
Her adımda kendimden bir perde sürüdüm
Secdeye vardıkça, ben benliğimi yitirdim,
İçimde sönen her ışıkta, yine seni aradım
Dünya dediğin, aldanış sofrasından ibaret
Her lokması gönüllere bir başka yoksulluk
Tattığın her dem, bin gama karşılık eziyet
Anladım ki var dediğin, yokluktan beslenir
Her nefes bir ayrılık, her suskunluk haber
Gurbet dediğin, içinde seni saran yalnızlık
Baki kalan bir sır gibi yok olsa da gönülde
Vuslat dedikleri; zaten, hiçliğe çağrılmaktı.
Yunus’un dilinde sır, Mevlânâ’ da ise ateşti,
Yoksa aşkın kapısında benliğim erir miydi?
Ölmek de değil, bu hâl hakikate erişmekti,
Vuslat kapısı dedikleri de sende yok olmaktı.
Kayıt Tarihi : 16.05.2026 22:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Denizli




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!