Yüreğimi aşk oduyla yakarak;
Ömür biçen hizarımı ısıtsam.
Hancı gibi her gidene bakarak
Yollarında nazarımı ısıtsam.
Yasaklıdır; kavga, döğüş-çekiş yok.
Özendim de bir Yusuf-u Kenan’a,
Attı beni kör kuyuya kaderim.
Yunus ile suya girdim yan yana
Çıkarmadı bir kıyıya kaderim.
Bunalmışım, alan yoktur gadamı
Hiç çekinmem felekten
Ancak çarktan korkarım.
İnce gözlü elekten
Geçen kırktan korkarım.
Ormanlarda dolaşır,
Almazsan ilimden, fenden
İrfanda mahrum kalırsın.
Toplum razı kalmaz senden.
Divandan mahrum kalırsın.
Yedi defa olsan hacı
Kem talihim kurgulamış bir oyun.
Yollarım dağlarda dolaşır gider.
Sürüyü yitirmiş bir deli koyun
Kuzular ardından meleşir gider.
Millet dünya yükünü tuta dursun.
Yeni vardım, hikmetinin farkına,
Savak döner değirmenin arkına,
Sular akar; çağıl çağıl çarkına,
Hu ismini zikrederek taş döner.
Zembereği hangi ellerle burulmuş
Ömrüm bitti susa, susa
Böyle eder, inse İsa,
Nemrut misilli deyyusa,
Küfür etmekte beis yok.
Refah huzur sona erdi.
Süz imbiklerde hal eyle;
Yar yüzüne süre beni.
Çek haddelerden tel eyle;
Yar zülfüne öre beni.
Yüce Rab’bim ne’şeyle
Uzun zamandır ihtiyar Gustav’ın kulübesindeyim.
On altılarındaki Mary ağılda inek sağıyor.
Dışarıda korkunç tipi var; lapa lapa kar yağıyor.
Yanımda yoktur, yorgun düşmüş atımdan başka bir şeyim.
Birden bire dönüyor, tutkunca bir eda ile boğuk;
Hala gelmedi mi, şafağın çağı?
Beynimize örmüş örümcek ağı,
Türk Milleti unutmuş uyanmağı.
Zilleri çalacak çarklar uyansın.
Kalkın gidelim Çin Seti’ne yakın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!